Hoşgörü, Crash, Süleymaniye vs.

Posted On 31 / Mart / 2006

Filed under Sanat, Tarih ve Arkeoloji, İstanbul

Comments Dropped 4 responses

suleymaniyeCrash’i seyrettiniz mi? Hoşgörüsüzlük üzerine güzel bir film. Sıradan Amerikalı kendi ezikliğinin acısını kendisi gibi olmayandan çıkarıyor. Önyargılar, korkular, zaaflar. İnsan soyunun zayıflığı öyle ki dikkatsizliğiniz bir insanı öldürme kararınızı boşa çıkarabiliyor.

Öte yandan ne kadar dikkatli ve iyi niyetli olsanız da kaderden (katil damgası yemekten) kaçamayabiliyorsunuz. Erkek kadından, kadın çocuktan, WASP siyahiden, siyahi yeni gelen Asyalı göçmenden ürküyor/hıncını çıkarıyor. Hemen eklemeliyim ki, o kadar aşağıladığı Hispanic hizmetçisine sarılan Sandra Bullock, Siyam Balığı’nın oyuncularından, artık büyümüş haliyle Matt Dilon çok iyi oyunculuk çıkarıyorlar filmde.

Filmi izlerken aklıma Kürtler ve Türkler geldi. Ta apartmanımıza kadar yansıyan ayrım, internette dolaşan birbirine kin kusan mesajlar, Ermeniler, Elif Şafak’a ve onun son romanı Baba ve Piç’e (adına ve kapağına), Zaman gazetesinde yazmasına duyulan kızgınlık, ve daha neler neler… Örneğin şu türbanlı türbansız ayrımı. Semtimde türbanlı biri var. Her zaman bana selam verir, hatırımı sorar. O sadece benimle ilgili değil elbette. Onun sayesinde herkes de görüyor ki türbanlılar adam yemezler. Yine komşularımda bir ateistle türbanlı hanımın çok sıkı fıkı dostlar olduğunu da gözlemledim. Bunlar güzel örnekler…

Ya kendine benzemeyeni soğuk bulan, bu yüzden iten insanlar. Acaba bir küçük merhaba, o da olmadı bir küçük gülümseme iyi bir başlangıç değil midir? Farklı davrananları acımasızca damgalayabilen, tüm o algılama yanılgılarımız…

Fakültedeyken sınıfımda Ermeni genç kızlar vardı. İçlerine kapanık bir grup olarak yaşarladı ama kimseye bir kötülükleri dokunmayan iyi insanlardı. İlginçtir Ermenilerin Türkleri kestiğini söyleyen bir akıma inanan bir genç bunlardan birine aşık olmuştu. Ne yüce gönüllülük… Genç kız da ona aşık olsaydı çok zor bir yaşamları olurdu kuşkusuz ama en yakınlarındaki birkaç kişiyi daha hoşgörü yoluna sokamazlar mıydı dersiniz?

Aynı gencin Nevzat Atlığ konserlerine giden ince bir duyarlığı olduğunu anımsıyorum. Arkadaşlarını ulvi havasını solumak, muhteşemliğini görmek için Süleymaniye Camii’ne davet ederdi. Bu davet edilenlerden biri de bendim ama ulviyet benim o sıralar çok uzaklarımda olduğundan reddetmiştim daveti. Nihayet aradan geçen 20 yıldan sonra ilk kez Süleymaniye’yi ziyaret edebildim geçenlerde. Gerçekten 35 yıldır İstanbul’da yaşayan, yurt dışındaki büyük kiliselere, saraylara merakla koşan, hayran kalan benim gibi biri için büyük kayıp diye düşündüm. (Bu düşüncemde oğlumun “yurtdışıyla karşılaştırılacak yapıtlar bizde yok mu, niye görmüyoruz?” sorusunun etkisi olduğunu inkar edemeyeceğim.)

Muazzam kubbelerin yüksekliği baş döndürüyor, ahşap işçiliği, duvar süslemeleri olağanüstü. Bahçesi ve manzarası harikulade. Şehrin kalabalığından kurtulup başınızı dinlemek isterseniz siz de bir gidin. Japon turistlerden başka kimselerin ortada görünmediği bu yerde huzur bulacaksınız.

Reklamlar

4 Responses to “Hoşgörü, Crash, Süleymaniye vs.”

  1. Anonymous

    crash
    gerçekten çok güzel bir film..bende tavsiye etmiştim blogumda…herkesin izlemesi gerekiyor bence

    Yazan: turkanka

  2. Anonymous

    bir film anımsıyorum ama adını ve oyuncularını çıkaramadım… bir orkestra yöneticisi avrupa’nın farklı yerlerinden gelen sanatçılardan oluşmuş bir orkestrayı yönetmeye çalışıyor. her zamanki gibi kulisler, birbirini çekememezlikler falan filan… sonuna doğru yönetmenin sabrı taşıyordu ve geniş akorlar basarak, bağıra çağıra “cahil almanlar”, “şoven fransızlar”, “kibirli ingilizler” gibi alışageldik klişeleri yüksek perdeden terennüm edince herkes şöyle bir hidayete erip ne halt ettiklerini anlamışlardı. sonuçta yönetmen belki amacına ulaşıp güzel bir konser çıkartmıştı ama hayat ne yazık ki, filmlerdeki gibi tekerrür etmiyor… belki bu merkezde çok daha fazla yapıt üretmek gerekiyor. kim bilebilir, insanın kaba ruhuna nelerin etki edebileceğini?..
    hasan efendi

  3. nicomedian

    Yorumlar için teşekkürler.
    turkanka, blogunuzu en kısa zamanda ziyaret edeceğim.
    hasan bey,keşke hayat filmler kadar kavranabilir bir sadelikte olsa…

  4. … « Nicomedian

    […] Ermeni arkadaşınız oldu mu sizin? Şurada yazmıştım ben ilk tanıdığım Ermenileri. Onlar tutuktular bizlerle konuşmakta, sınıf […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s