Prof. Dr. Mustafa İnan’dan alıntılar

Posted On 10 / Nisan / 2006

Filed under Uncategorized

Comments Dropped leave a response

Bir Bilim Adamının Görüşleri: 40 yıl önceden bugüne tutulan ışık

Eski İTÜ rektörü, Mustafa İnan (1911-1967), bilindiği gibi Oğuz Atay’ın bir romanına konu olmuştu. Başarılı bilim adamlığı yanında çok yönlü bir insandı İnan. Mekanik profesörü olmasına karşın Yahya Kemal Beyatlı’nın yer aldığı yemekli şiir gecelerine katılırdı. geniş bir yelpazedeki konulara da ilgi duymuş, algıları sonuna kadar açık, her konuda düşünen bir beyindi. Sözcüklerin kökeninden, Kızılderili tarihine, dünya barışına kadar o kadar değişik konularda düşünmüş, okumuş ki insan şaşırıyor. Dille matematiğin yakın bir ilişkisi olduğuna inanıyordu. Dürüstlükle ilgili olarak, “Bu bir bünye meselesidir. Bazı bünyelere doğru yoldan ayrılmak dokunur!” diyen İnan’ı ölüm çok erken yaşta teslim aldı. Aşağıda kendisinden çeşitli alanlardaki görüşlerine ait alıntıları bulabilirsiniz

***

Zekiyim, çalışmasam da olur diyen öğrencilerine:

“Faydasız ve lüzumsuz bilgilerle kafayı yükleme konusu yersizdir. Birçoklarımız yalnız salim bir kafayla her şey hakkında fikir yürütülebileceğini zanneder. Halbuki bilgi eksikliği ekseriya yanlış sonuçlar verebilir. Evet aklı selim lazım, fakat barut gibi de bilmek gerekli.”

Bireyciliğin doruklarında gezinenlerin, olan bitenlerden yakınmaya, başka sorumlu aramaya hakkı var mıdır?

“İşte delikanlı, ilkokul sıralarından başlayarak ‘kendi bacağından asılan koyun’ felsefesi ile yetiştirilenlere asla itibar etmeyeceksin. Onların arasından ülkeye yararlı birinin çıktığı görülmedi. Çıkarcıların sana hiç bir zaman engel olamayacağını bileceksin. İşte bu durumlar ve şartlar altında endişelere kapılmadan önce ne yapılabileceğini düşüneceksin. Ve hiç bir zaman düzen bozukluğunu mazaret göstermeyeceksin. Başarısızlıklarını bozuk düzenin sırtına yüklemen belki seni ferahlatır, fakat kurtarmaz.”

Matematik öğrencilere neden zor gelir?

“Matematiği bir takım uzun ve yorucu işlemlerden ibaret gördüğünüz için bilim çekici gelmiyor size. Sayıların ve eski Yunanca harflerin gerisinde canlı ilişkiler olduğunu sezemezseniz, sayılarla hayatın arasındaki ilişkiyi göremezseniz, matematik ve dolayısıyla fizik çalışmanın tek amacı sınıf geçmek olur… Matematik, düşünmede ekonomi sağlar. ”

Zorluklar içinde başarınca, henüz aynı yolun yarısında olanların halinden daha iyi anlarmış insan. Onlara nasıl el uzatacağını daha iyi bilirmiş…

“Biliyorum bir çok zorluk yaşayacaksın. Hepsini şimdiden görür gibi oluyorum… İşte bu durum ve şartlar altında bile her zaman amacının olduğunu gözden kaçırmamalısın. İnsanları etkilemek, insanlara söz geçirmek, sesini duyurmak istiyorsan, bütün bunları yapabilecek yetenekte olduğunu göstermelisin. Yoksa sonunda sıradan bir insan durumuna gelirsen, kimse senin kötü şartlar altında bu duruma düştüğünü düşünmez, kimse sana gençliğinde iyi beslenemedin diye, sırf bu yüzden itibar etmez. Bir gün gelir de kendini gösterebilirsen, sen bütün bu zorlukları yaşamış olduğun için, bu zorluklara çare bulmak için herkesten daha gerçekçi davranabilirsin. Yok, eğer sen de ‘Acı çekme sıramı savdım, artık öğrecilerim üzülsün, asistanlarım çanta taşısın, doçentlerim olduğu yerde saysın’ diye hissedersen sana da herkese de yazık olur. Hissedersen diyorum, böyle acıklı bir duruma ‘düşünme’ adını veremiyorum çünkü…”

Einstein ve Şarlo
Peki insanlar ünlü bir bilim adamının ne işe yaradığını anlayabilir mi?

“Derler ki ünlü fizikçi Einstein, bir toplantıda Şarlo’ya ‘Siz büyük bir adamsınız’ demiş, ‘Herkes sizi anlyor, herkes size hayran.’ Şarlo, ‘Siz daha büyüksünüz’ diye itiraz etmiş: ‘Size herkes, hiç anlamadığı halde hayran’.”

Dünya barışı nasıl sağlanır? Ya da kendi gücüne dayanmanın önemi

“2. Cihan savaşından sonra, iyice anlaşılmıştır ki dünya yüzünde gerçek barış, ancak milletler arasında mevcut ekonomik ve kültürel seviye farklarını gidermekle kabil olacaktır. Bu fikre uygun olarak ileri seviyede olan milletler, az gelişmiş ülkelere yardımda bulunmuşlardır; ancak seviye farkının giderilmesi, başlangıçta dış yardımdan temin edilse bile, zaman geçtikçe geri kalmış ülkeler kendi imkanları ile kalkınmak zorundadırlar. Bu içten kalkınma mecburiyeti için de, bilime, tekniğe ve dolayısıyla onun adamlarına ihtiyaç vardır; kendi kabiliyetlerini durmadan kaybeden milletlerin, düzey farkını kapatmaları hiçbir zaman beklenemez, dolayısıyla da dünya barışına hizmet edilmiş olamaz.”

Güçlülük nedir?

“Bazılarına göre ‘Kuvvet’ para ile organizasyonun çarpımına eşittir; bize göre de kuvvet ivme ve kütleyi ilgilendiren bir büyüklüktür. Bu iki formülü birbiriyle karıştırmayın olur mu çocuklar?”

Düşünce tembelliği üzerine
Çocuklara yabancı dil öğretmekten daha önemli olan düşünmeyi öğretmek…

“Çocuklarmıza durmadan tekrarlıyoruz: Muhakkak yabancı dil öğren! ‘Düşünmeyi öğren!’ derseniz bir hakaret oluyor. Düşünmeyi öğrenmek de, herhalde yalnız düşünmenin kanunlarını bilmek değildir. Belirli problemleri çözebilmek için elbette belirli bilgileri öğrenmek gereklidir; fakat bence önemli olan, asıl güçlük, problemleri kurmaktır. Çoğumuz problemleri yanlış kurduğumuz için, daha baştan çözümsüzlükle karşılaşırız.”

***
Alıntılar: İstanbul Teknik Üniversitesi Web sitesi ve Oğuz Atay’ın Bir Bilim Adamının Romanı adlı biyografik romanı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s