İki film, bir kitap:BÜLBÜLÜ SOĞUKKANLILIKLA ÖLDÜRMEK

Posted On 12 / Nisan / 2006

Filed under Edebiyat, Sanat

Comments Dropped one response

Harper Lee Bulbulu OldurmekNelle Harper Lee, Capote filminde Truman ’ın arkadaşı olarak karşımıza çıktı son günlerde. Ancak o benim için her şeyden önce Bülbülü Öldürmek romanının yazarı. Bu etkileyici romanı nedeniyle kalbimdeki yeri hep özel olacak.

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee’nin bülbülleri, yani masumları sırf farklı oldukları için incitmek, onlara zarar vermek ve suçsuzları cezalandırmak temalı romanı. Yazıldığı yıllarda yani 1960 öncesi ABD’de ırkçılık önemli bir sorun. Her ne kadar orijinal adın çevirisi bülbül olmasa da gayet içeriğe uygun bir çağrışımı var bülbülün. Sonra film oldu. Başrolde yani Attikus rolunde Gregory Peck oynadı. Radyoda Arkası Yarın’da (yoksa Çocuk Bahçesi’nde miydi?) ise küçük Scout’u –ki aynı zamanda olaylar onun ağzından anlatılır- o billur gibi sesiyle Işık Yenersu canlandırıdı. Unutulmazdı gerçekten. Bu arada kitap 1961 Pulitzer ödülünü, filmi ise 1962 Oscar ödülünü almıştı.

Konusu malum; cinayetle suçlanan bir zenci vardır. Avukatı yani Attikus onun suçlu olmadığını kanıtlamak için mahkemede ansızın bir bardak fırlatır. Zenci bardağı sol eliyle yakalar. Oysa cinayeti işleyen solak değildir.

Olay 1930’larda yani büyük ekonomik bunalım yıllarında ABD’nin güney eyaletlerinden birindeki küçük bir kasabada geçer. Yazar da benzeri bir kasabada bir avukatın kızı olarak büyümüştür zaten. Bu açıdan roman otobiyografik özellikler taşır.

Nelle Harper Lee ve Truman Capote aynı kasabada komşu çocukları olarak büyümüşler. Çocukluğu annesinden uzakta geçen Truman orada teyzelerinin yanında büyümüş. İkili yıllar sonra gazetecilik yaparken tekrar karşılaşmış ve birlikte çalışmaya başlamışlar. Truman filmde hem kendisine gerçekten yardımcı olan hem de işten anlayan tek kişinin Nelle olduğunu söyler ve Kansas’a cinayet haberi için araştırmaya yapmaya giderken onu da götürür. Nelle onun çocukluğunu bilen bir kişi olarak ruhunu da çok iyi anlamakta, küçük uyanıklıklarını rahatça yüzüne vurmaktadır.

Capote’nin ölümünden uzun yıllar sonra anısına yapılan bir toplantıya Nelle, Kansas’ta tanıştıkları çifti de getirir. Belli ki o gezinin sağladığı dostluklar yıllar sonra bile korunmaktadır.

Harper Lee’nin romanını yazdığı yıllarda geçen Brokeback Mountain da yine bir ayrımcılığı, bu kez ırk ayrımcılığı yerine cinsel ayrımcılığı, homofobiyi ele alıyor.

Mantık hatası

Brokeback Mountain hakkında yazılanlar beni rahatsız ediyor. Bu filmi eleştirmek için ‘erkeklerden biri yerine bir kadın olsaydı hiçbir anlamı olmazdı filmin’ deniyor. Hem de birçok yerde. Son olarak da kanalların birinde Hıncal Uluç’tan duydum. Böyle bir varsayım olabilir mi? O zaman Bülbülü Öldürmek’de de zenciyi beyaz yapalım, geriye bir şey kalmasın. Bu filmin konusu zaten eşcinseller üzerindeki toplumsal baskı değil mi? Çift eşcinsel olmasa varsayımı zaten en baştan bir safsatadan ibaret. Eşcinsellik bu filmin ana öğesidir. Çift eşcinsel olmasa yönetmenin bu filmi çekmesi için bir sebep kalmazdı. Dolayısıyla ana unsur olmasaydı film sıradan olurdu diyerek filmi kötülemiş değil istemeseniz de övmüş olursunuz.

Filmin bizde uyandırdığı duygu ona (burada eşcinselliğe) yüklediğimiz anlamdan kaynaklanır. Eşcinselliğe olumsuz anlam yüklüyorsanız filmin sizde olumsuz duygular uyandırması yani filmi beğenmemeniz doğaldır. Bu film 1962 yılında ABD’de eşcinsellerin hem duygusal hem de fiziksel anlamda linç edildiğini anlatan bir film bu. Dolayısıyla bir tezi var. Estetik açıdan eli yüzü düzgün bir iş. Öyleyse filmin herkesin diline dolandığı halde bunca kıyasıya eleştirilmesinin sebebi sizce nedir? Neden filmin bütününe ilişkin bir sonuca parçaya (filmdeki ana oyuncuların erkek oluşuna) bakarak karar verilsin? Böylesi asıl amacı gizlemez mi?

Bu filme önyargıyla yaklaşan herkesin Amerikan toplumunun 40 yıl önceki hoşgörüsüzlüğünden bugün geldiği noktaya bakarak kendine dersler çıkarması gerekir.

Reklamlar

One Response to “İki film, bir kitap:BÜLBÜLÜ SOĞUKKANLILIKLA ÖLDÜRMEK”

  1. Bearlife

    Kesinlikle katılıyorum. Brokeback M. sonuçta yasak ilişkinin dramını işliyor. Erkeklerin ilişkisi de günümüzde hala yasak. Film ve filmin temelindeki hikayede iki insanın duygusal durumu en ince ayrıntılarıyla ve derinden işleniyor. O film iki erkek olmasa aynı anlamda Romeo Juliet olsa da güzel.

    Son yıllarda beni en etkileyen film.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s