Klimt

Posted On 19 / Nisan / 2006

Filed under Sanat

Comments Dropped leave a response

Klimt’te Malkovich cok basarili

Foto: Filmden altın yağmuru sahnesi

Klimt’in kadınlara adanmış yaşamını ele alan çok yeni bir film bu. Yönetmen Raoul Ruiz, Klimt’i adeta iki farklı kişilik taşıyan bir karakter olarak çizmiş. Annesi, ablası ve çocuklarının anneleriyle ilişkilerinde ressamın haşin yüzünü görürüz. Onlara sert davranır, söylediklerine kulak asmaz. Çünkü bunlar avucunun içinde rahatlıkla tutabildiği kadınlardır. Bunlara yakın dostu Emilie Flöge’yi de eklemek gerekir. Flöge de onun için bir tür anne gibi yaşamını kolaylaştıracak düzenlemeleri yapmakta, hatta sevgilisinin kim olacağına bile karar vermektedir. Oysa resmettiği kadınlar onun için kutsaldır. Klimt bir avcı gibi onların peşinden gider. Hem de ne pahasına olursa olsun.

Dünya prömiyerini 3 martta yapmasının ardından bu taze film İstanbul Film Festivali’nde de gösterildi. Belki Malkovich faktörünün de etkisiyle öyle yoğun ilgi gördü ki bütün gösterimlerde bilet çok önceden tükenmişti. Bir ressamın biyografisini ele aldığı için filmi görmeden önce bu ilgiye hayret etmekle birlikte çıkışta insan ilginin nedenini gayet güzel anlamış oluyor. Bu gerçekten başarılı film Klimt’in dünyasını alegorilerle anlatıyor. John Malkovich Klimt’te, Nikolai Kinski Egon Schiele’de çok iyi oyunculuklar sergiliyorlar. O kadar başarılılar ki daha önce gördüğümüz bir Klimt fotoğrafının gerçek mi yoksa filmden bir kare mi olduğunu bile tartıştık filmden çıkışta.

Gustav Klimt’in resimleri de yaşamı gibi kadınlara adanmıştı. Zamanının ilerisinde bir ressam olarak Paris’te kabul görmekle birlikte kendi kenti her zaman Viyana’da yerden yere vuruldu. Hem de Paris’te altın madalya aldığı yapıtı yüzünden. Zaten filmde ana tema olarak bu yapıtla birlikte bir üçleme oluşturan alegorik tablolarla ilgili skandal ele alınır. Bu tablolar Viyana’da bir bakanlık tarafından ısmarlanmıştı. Paris’te büyük başarı kazanmış olmalarına rağmen Viyanalı eleştirmenlerin de içinde yer aldığı bir komplo sonucu Klimt sağdan soldan para toplayıp tablolarını geri çekmek zorunda kalır.

Ruiz’in filmi Klimt’in öldüğü 1918 yılında başlıyor. Egon Schiele son anlarını yaşayan dostu ve hocası Klimt’i hastanede ziyaret etmektedir. Klimt hayalinde kendini 1900 yılında Felsefe adlı yapıtıyla altın madalya aldığı Paris dünya sergisinde görmektedir. Film ana izlek olarak burada tanıştığı Melies, aşık olduğu fakat hiçbir zaman ele geçirebildiğinden emin olamadığı gizemli Fransız dansçı ve oyuncu kadın ve onu her yerde gölge gibi izleyen, baskıcı babayı simgeleyen bakan bey çevresinde döner. Klimt sanatın ve sanatçının özgürlüğünün bayraktarlığını yapar her zaman.

Film bütün bunları inanılmaz başarılı bir giriş müziği, sanatçının yapıtlarından örneklerle bezenmiş, herbiri adeta bir art-nouveau tablosu olan sahneler ve alegoriler eşliğinde anlatıyor. Öylesine şiirsel anlatıyor ki filmden adeta büyülenerek çıkıyorsunuz. Bunda elbette yönetmenin başarısı yanında konunun görselliğinin de büyük payı var. Mutlaka görün derim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s