Irak, Sümerler ve tarihin trajedisi

Posted On 2 / Temmuz / 2006

Filed under Kadın, Tarih ve Arkeoloji

Comments Dropped 15 responses

Tektanrıcı dinlerin kaynakları

Geçen yazıda 1000 yıl önce yazılmış bir kitaptan söz etmiştim. Bu defa tarihin iyice içinden çıkılmaz derinliklerine dalıyor ve Sümerleri ziyaret ediyoruz.

.Uruk’ta bulunmuş İnanna başı (İ.Ö.3200-3000 civarına tarihleniyor)
Bağdat Ateşler İçinde bir blog adı. Yazarı Bağdatlı genç kız günde sadece dört saat elektrik alabildiklerini, savaştan önce petrolün sudan ucuz olduğu ülkede bugün petrol ürünlerinin karaborsaya düştüğünü, aldıkları Suriye ürünü sebzelerin her hafta yüzde yüz zam gördüğünü, şehirde her gün birçok ceset bulunduğunu anlatıyor. Yıldızlı çöller ülkesi Mezopotamya petrol uğruna kana bulanıyor, halk aç susuz.

Tarihin trajedisi

Oysa Sümerlerin yaşadığı İ.Ö. 3000’lerde, Irak’ın güneyi bugünkünün aksine çok uygar bir yerdi. Sümerler yazıyı icat edip kil tabletler üzerine yazdılar. Günümüzde dilleri çözüldü ve okundu. Böylece tektanrılı dinlerin kaynakları daha yakından incelenmeye başladı. Kil tabletler geçmişle ilgili şunları söylüyor:

Pek çok tanrıları vardı. 3600 kadar! Bunların çoğu başlangıçta tanrıçalar. Evet cinsiyetleri var ve anaerkil bir düzende yaşıyorlar. Fakat Sâmi etkisi altında giderek tanrıların sayısı tanrıça sayısını aşıyor. Sümerler evreni uçsuz bucaksız bir su olarak düşünüyor. Bu evreni yaratan varlık ana tanrıça. Bu büyük suyun içinden bir dağ çıkıyor. Üstü gök, altı yer olmak üzere iki parçası var. Bu iki parçanın birleşmesinden hava doğuyor. Fakat hava gök ve yerin arasını açıyor! Bu su efsanesi, tek tanrılı din kitaplarında da yaradılış efsanesi olarak yer alıyor.

3600 tanrı ve tanrıçadan biri olan Yer Tanrıçası sekiz tür bitki yetiştiriyor ve bunların yenmesini yasaklıyor. Ancak Bilgelik Tanrısı yasağı dinlemeyip bunları yiyor. Yer Tanrıçası da onu lanetliyor. Bilgelik Tanrısının yediği sekiz bitki için sekiz ayrı organı hastalanıyor. Tanrılar tanrıçadan onu affetmesini istiyorlar. Ana Tanrıça iyileştirdiği her bir organ için bir tanrı yaratıyor. Kaburga için ise bir tanrıça yaratıyor. Bu öyküye ise Adem’in kaburgasından Havva’nın yaratılması olarak rastlıyoruz din kitaplarında.

Aşk tanrıçası İnanna intikam alıyor ya da hayırlı kızkardeş

İnanna Venüs yıldızını temsil ediyor. İnanna’nın kutsal evlenme öyküsü ise İbrahim peygamberin öyküsüne benzer. İnanna Çoban (yıldızı) tanrısı ile evlenir. Merakı yüzünden yeraltına giden İnanna’nın oradan çıkmak için yerine birini göndermesi gerekir. Kocasının kendisi için yas tutmamasına ve ihanetine kızan tanrıça İnanna ceza olarak onu kendi yerine yer altına gönderir (!) Tanrının kız kardeşi Rüya Tanrıçası ise altı aylık cezayı kendi üstlenir. Böylece ilkbahar gelirken Çoban Tanrısı yeryüzüne çıkar. Karısıyla birleşmesinin sembolü olarak Sümer kralı ve Başrahibe evlilik ve şenlik törenleri yaparlar. Aynı zamanda doğa yeşerir ve hayvanlar yavrular. (Burası da Nevruz ve Paskalyayı anımsatır…)

Sümer tabletlerine göre kralın ağzından baş rahibeye açık saçık şiirler, şarkılar söylenir. (Burada da bir din kitabı olmasına rağmen Tevrat’taki Süleyman şarkılarının öylesine açık saçık olmasına kimsenin akıl erdirememesi akla geliyor hemen.)
Civi yazisi boyle bir sey…Burada anlattıklarım Sümer tabletlerinde yer alan bilgiler.

Bu tabletler (ki sayıları 3000’den fazla!) başta Muazzez İlmiye Çığ Hoca olmak üzere birkaç kişinin bir ömür verdiği titiz çalışmalarıyla günümüz diline çevrildi. Geçenlerde görüşme onuruna kavuştuğum bu dev çınar (kendisine uzun ömürler dilerim, tam 92 yaşında, ileri yaşları görürsem onun gibi çalışkan biri olarak görmek isterim doğrusu) şimdilerde 13 kitabının İngilizce’ye çevrilmesi için çaba sarf ediyor. Çünkü bu kitaplarında o, kutsal kitaplardaki bilgilerin izini sürüyor ve çok da ilginç bilgiler veriyor. İzniyle söylemek isterim ki kendisi şimdilerde çok önemli bir başka konu üzerinde daha çalışıyor: Nuh Tufanı.

Şimdiye kadar sadece bir söylenti olan ve Tevrat’ta oldukça ayrıntılı anlatılan Nuh Tufanıyla ilgili arkeolojik belgeleri sabırsızlıkla bekliyoruz kendisinden.

Tarih tekrardır derler. Bu parlak geçmişin bugüne ders olmasını, Mezopotamya topraklarına barışın en kısa zamanda gelmesini, Irak’ın yine uygarlıklar beşiği olmasını dileyerek bitireyim.

~ Bağdat Ateşler İçinde blog adresi: riverbendblog.blogspot.com

Reklamlar

15 Responses to “Irak, Sümerler ve tarihin trajedisi”

  1. Ayn

    Yazilarinizi zevkle okuyorum.Bizim burada bir müze var adamlar vallahi bahsettiginizin cogunu tasimislar.Cok degisik bir blog bayildim.Daha cok yazmak isterdim su anda yazmama müsait degilim insallah ilerde sik sik blog’unuz da görüsecegiz.Blogum’a blog’unuzu kayitladim sakincasi varsa kaldiririm.Cünki bu güzel yazilarin okunmasi lazim.
    Saygilarla.

  2. nicomedian

    Bana yazma azmi aşıladığınız için ne kadar teşekkür etsem azdır sözlerinize.
    Osman Hamdi beyin Arkeoloji Müzesi müdürlüğü zamanında Almanlara kazılarda bulduklarınızın yarısı size, yarısı bize diyebilmişiz. Ondan önce ise ‘ne olacak taştan topraktan. Alın götürün ülkenize’ diyormuşuz. Böyle böyle gitmiş onlar. Şimdi de müzelerimizden kayboluyorlar. Orası da başka hikaye…
    Blogumu linkleriniz arasında görmekten çok memnun oldum.
    Çok geçmiş olsun tekrar.
    Selamlar, saygılar.

  3. Anonymous

    Sümerler hakkında yeni okumaya başladım.Çok fazla bişey bilmiyoum.Bu sene mitolojik öykülerle çok ilgilendim.Ordada gördüğüm tek tanrılı din kitaplarında okuduğum dini hikayelerle çok benzer yanları olduğu.öyküler neredeyse birbirlerini tamamlıyorlar.Bir başka gözlemlediğim şeyde öykülerin psikoljik mesajları.Yani,
    insanın kendi içine ait psikolojik yanların öykülerde bir ifade biçimi bulması,benim kişisel gözlemim.Senin yazında anlattığın tanrıça İnnananın duyguları kızgınlığı vs. insanın iç dünyasına ait şeyler.Bunların dine ait olması çok evrensel geliyor bana.Böyle güzel şeyler yazmaya devam…
    Ferhan

  4. nicomedian

    Sevgili Ferhan,

    Bu güzel yorumu aldığım için çok sevindim. Demek dini hikayelerle benzerlikleri senin de dikkatini çekti. İnsan psikolojisi evrensel gerçekten ve tanrılara da yansıtılmış görünüyor.
    Yazdığın ve beni yüreklendirdiğin için teşekkürler.
    Dostlukla.

  5. ArPaSuYu

    Merhaba;
    Bütün kutsal metinlerde ve inanışlarda yaradılış genesis hemen hemen aynı tema ve mekanlar ile anlatılır buradan çıkarılacak sonuç bence tek bir kaynaktan geliyoruz ve bu kaynak zamanla efsaneleşti ve kalıntıları yokoldu dilden dile kulaktan kulağa anlatıldı her kavimde farklı bir şekil aldı belki gerçekten mu veya atlantis tarzı bir yer vardı fakat oradan geriye sadece bu efsaneler kaldı.Dahada ileri gidersek “Mission to Mars” filminin temasını irdelememiz gerekir diye düşünüyorum…
    Saygılarımla…

    • Seda

      MU – ATLANTİS ve Sümerlerle ilgili size Insanın var olma gerekçesi ( Seyfullah Demir ) adlı siteyi ziyeret etmenizi öneriyorum.
      Bana göre olaylara farklı bir boyut getirmiş .Ziyaret etmenizi ve sonra eğer dilerseniz yorumlarınızı paylaşmanızı rica ederim.Teşekkürler.

  6. ArPaSuYu

    Merhaba linki paylaşmak isterim eminim ilginç gelecektir.
    Saygılarımla…

  7. ArPaSuYu

    Merhaba linki paylaşmak isterim eminim ilginç gelecektir.
    Saygılarımla…
    http://www.fikrialem.com/tabletler.htm

  8. nihat

    Çok ilginç bilgiler. Her gün merakla açıp bakıyorum, acaba bir yenisi kondu mu diye. Sağolun, varolun…

  9. nicomedian

    Merhaba Arpasuyu,
    Verdiğiniz link gerçekten ilginç. Bu konuyla ilgilenen herkesin görmesini isterim. Çok teşekkürler. Kaynaklar çıkış noktası olarak Afrika derken giderek Asya’ya yönelecek gibi görünüyor. Bakalım yeni araştırmalar ne gösterecek.

    Nihat Bey,
    Ben de sizin yazılarınızı bekliyorum. Neden yazmıyorsunuz?Prof. Muazzez İlmiye Çığ ile köy enstitülerini de azıcık konuşma imkanım oldu. Kendisi köy enstitüleri konusunda bizimle aynı fikirde. Ne güzel… Selamlar, saygılar.

  10. ArPaSuYu

    elinize yeni bilgiler veya belgeler kaynaklar geçerse lütfen banada bildirin sitede yayınlayalım gerçi son zamanlar yoğunluktan pek güncelleme yapamadım ama en kısa zamanda güncelleyeceğim…
    mail: admin@fikrialem.com
    teşekkürler.saygılar.

  11. nicomedian

    Memnuniyetle.
    Selamlar.–>

  12. fulya

    slm ben fulya 12 yaşındayım sitemede beklerim bu arada bu sitede süper by

  13. nicomedian

    Sevgili Fulya,
    Sana bir site önermek istiyorum. Bu siteyi bir yaşıtın hazırlıyor. Umarım hoşuna gider. Adresi şöyle: http://denizegidelim.blogspot.com

  14. Hüseyin Seyfi

    Eski uygarlıkların içinde yaşamayanlar, uygarlıkların insanlık için değerini anlayamıyorlar.Bu anlamda, insanın uygarlığı iyi kavrayabilmesi için yaşamında geçmiş uygarlığın izlerine tanık olması gerekiyor. Bu,sadece teknoloji ile sağlanamıyor sanırım. Gözle görmek, dokunmak, üstünde yürümek, solumak… Değilse teori olarak insanlığın öğrenilmesi ZOR görünmekte.
    “Nuh tufanı” na benzetiş harika.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s