İKİ MEVSİM İKİ YAZAR

Posted On 19 / Eylül / 2006

Filed under İstanbul

Comments Dropped 6 responses

İşte güz geldi.

En güzel sardunya saksım yere düşüp parçalandı geçen gün şiddetli fırtına yüzünden. Fırtına takvimine bakıyorum: Çaylak fırtınası diyor.

mistylookbridge.jpg

Artık açık havada yemek sefalarına ara verme zamanı. Pazar günü bir piknikteydik. İç tutmuş ceviz ağacının altında oturduk. Bahçedeki meyve ağaçlarının büyük bölümü kalabalık gruptaki çocukların hışmına uğradı ne yazık. Suyu boşaltılmış havuza ateş etmece oynadılar artık toplanması yakın şeftali ve ayvalarla. Gün ışığı yapraklara, dallara iyiden iyiye sinmişti. Bizleri de sıkıca sarıp sarmalamayı ihmal etmedi yaza veda ettiğimiz bu hafta sonunda. Çocuklar gamsız kaygısız tatil günlerinin bittiğinin farkında doyasıya oynadılar. Kimse onlara karışmadı.Bugünse çocukları da okula yolcu ettikten sonra, balkonda oturup keyif yapmanın, benim yazarlarım ne demiş Eylül için, anımsamanın tam zamanı.

Örneğin Thomas Mann’ın şu satırları benim için Ağva’dır. Geçip gidiveren yazıyla, yosunlu tekneleriyle, sessiz Eylül günleriyle Ağva ve Karadeniz…

“Eylül ayı yavaş yavaş geçiyordu… Deniz kıyısı bazen sessiz oluyor, yaz günlerini hatırlatıyordu. Deniz üzerinde gümüş pırıltılı ışık yansıları oynaşan mavi şişe yeşili ve kırmızımsı çizgiler halinde tembel tembel, çarşaf gibi uzanıp gidiyor, gün güneşin altında kuru otlar gibi kavruluyor, denizanaları öylece serilip buharlaşıyorlardı…

Sonra boz renkli fırtınalı günler geldi. Dalgalar tos vurmaya hazırlanan boğalar gibi başlarını eğdiler ve ta yukarılara kadar sürüp götürdükleri ıslak ıslak parlayan yosunlar, deniz kabukları ve denizin getirdiği tahta parçalarıyla dolu olan kumsala bindirdiler.”

Ve öte yandan da üşüyen kadın namımla korkuyla bekliyorum bir Maupassant kışını. “Geçen yıldan daha sert ve etkili olan soğuklar, ona sürekli acı veriyordu. Buz kesen ellerini neredeyse ateşin içine sokuyor, alev alev yanan ateş yüzünü kavuruyordu; ama buz gibi hava sırtından içeri girerek kayarak bedeniyle giysileri arasına işliyordu.

Soğuktan tepeden tırnağa titriyordu. Odalarda devamlı soğuk hava akımı dolaşıyor, her an soğuk havayla karşılaşıyor, kimi zaman yüzünde, kimi zaman ellerinde, bazen de sırtında buz gibi esip duruyordu. Soğuk hava, bir düşman gibi, haince kinini kusuyordu!” (İlk Kar, Guy de Maupassant)

Umarım çok uzaklardadır henüz, umarım önümüzde uzun bir pastırma yazı vardır…

Reklamlar

6 Responses to “İKİ MEVSİM İKİ YAZAR”

  1. Ayn

    Yazinizi okudum cok begendim ne güzel mevzular buluyorsunuz.Hayat da öyle degilmi.Sizden bir ricam olacak Ramazan dolayisi ile Erdil’in Günlügü ve Bahcesi de 1 aylik tatile giriyor.Bu arada yeni bir blog bir ay müddetince onlarin yerini alacak. 11 Ayin Sultani adi altinda.Icerikligi Eski ramazanlar bugunün Ramazani Iftar sofrasi,Sohbetler.Bu sayfada yazilar sizlerin katkisiyla olacak yazarlar bizler olacagiz.Eger kabul ederseniz bu ay icersinde sizden de 4 adet yazi bekliyorum.Kabul ederseniz blogun kod ve sifresini verecegim o zaman rahatlikla sizde yazabilirseniz.Simdiden tesekkür ederim.Haberlerinizi bekliyorum.http://sevgi-seli.blogspot.com/
    simdiden tesekkür ederim.
    Saygilarla.

  2. nicomedian

    Ben teşekkür ederim Erdil Bey.
    Bu konuda yazdım size. Yine görüşmek üzere.

  3. metin-thePoor

    Saatli Maarif Takvimi’nin olduğu zamanlarda döt mevsim vardı. Artık yok. Belki de mevsimsizliğe doğru yol alıyoruzdur doludizgin.

    Ben kışı yazdan çok severim. Üşümem engel değildir onu sevmeme. Yaz bana ölmemeyi hatırlatır. Ki mümkün müdür ölmemek? Belki de mümkündür. Yazı, o aptalca mydan okuyuşuyla sevmek lazım belki de.

    Mevsimleri ben tanıyorum. Mevsimler beni tanıyor mu acaba?

  4. metin-thePoor

    Merhaba!

    Uğramıyorum sanmayın. Sessizce gelip gidiyorum. Dünse buraya bir yorum bırakmıştım. Uzayın derinliklerine uçup gitti sanırım.

    Sevgiler.

  5. nicomedian

    Mevsim değişikliklerini büyük şehirde fark etmek oldukça güç gerçekten de. Benim gibi biraz şehrin kıyısında yaşıyorsanız hala fark ediliyor.
    Yazın yalancı bir mevsim olduğunu düşünüyorsunuz diyebilir miyiz? İnsan bizim gibi 40’ları devirdikten sonra ömrün yazının geçici, esas olanın kış olduğunu mu anlıyor nedir?

  6. nicomedian

    Metin Bey,
    İkinci mesajınıza cevap: İlk mesajınız dün değil ama bugün yakalandı. Bu bir günlük gecikmenin sebebi benim annelik görevlerimi ihmal etmemeye çalışmamdır. Hoş görüle :))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s