Bülent Ecevit ve Omurgasız Aydınlarımız

Posted On 7 / Kasım / 2006

Filed under Güncel

Comments Dropped 10 responses

Yedi sekiz yaşlarındayken oğlum, Sakarya’nın sulak alanlarında yetişmiş uzun kavaklara bakıp “aaa, dev segoyalar!” demişti. Bizim aydınımız (?) da bir çocuğun yanılgısıyla ve üstüne üstlük soğuk nazarlarla tepeden bakar insanına bu toprakların. Evet Türk aydını halktan kopuktur. Siyasi düşünceleri sonunda dar grupçuluk noktasına evrilmiş olsa da Ecevit halktan kopuk biri olmadı. Ecevit’in en hayret ettiğim ve bugün en çok örnek alınmasını istediğim yanı budur.

Yerli fakat kendi toprağına yabancı yazarları okuyarak, Amerikan filmi izleyerek aydın olduğunu ve hem de herkesin kendisi gibi Amerikan filmlerinde yaşadığını sanır Türk aydını. Bu topraklardaki halkı referans almaz. Filistenlik bu olsa gerek… Batının kinik aydınları Türkiye’de kimseyi aydın yapamaz ne yazık ki! Hem yalnız her koyunun kendi bacağından asıldığı günümüzde değil, eskiden beri böyleydi bu. İnönü’lü CHP de bunun en somut örneğidir.

Ezber bozucudur… Ecevit, bu crème de la crème aileden gelen adam ise köylüden, işçiden, emekçiden yana oldu. Köy-Kent projelerine yaşamını koyabildi; “toprak işleyenin su kullananın” diyebildi. Grev ve Lokavt Yasasının çıkarılması, maden işçilerinin yaşama koşullarının iyileştirilmesi için yaptıkları unutulmazdır. Basın emekçilerinin hakkını koruyan 212 sayılı yasayı da ona borçluyuz. (Burada bir aygın/aydın kategorisi olarak basınla ilgili bir parantez açmak gerek. Çünkü 212’den köşeciler hiç söz etmiyor bugün. Neden? Çünkü holding basını olmayı, başkasının sesiyle konuşmayı tercih ediyorlar. Ecevit’e övgüler düzerken bundan da bahsetmeleri gerekmez mi? )

Ya Amerikan ambargosu pahasına Batılı güçlere direnişi? Haşhaş ekim yasağına, ABD’nin Kıbrıs politikasına karşı koyabilen başka bir başbakanımız olabildi mi? Ne yazık ki aldığı o kadar övgünün arasında basın yasası gibi bu da yok. Çünkü bizim aydınımız, basınımız halktan kopuk olduğu kadar da omurgasız. Ecevit’in insancıllığını dile getirerek, romantik bir Ecevit portresi çizerek görevlerini tamamladıklarını sanıyorlar. Oysa Ecevit’ten alınacak önemli derslerden biri de onun bugünlerde gerçekten mumla aradığımız omurgasını kaybetmemiş aydın yüzü değil midir?

Reklamlar