Güllerin Sessizliği

Posted On 5 / Aralık / 2006

Filed under Doğa, Edebiyat, Güncel

Comments Dropped 15 responses

gul-buketi.jpg

RİNDLERİN ÖLÜMÜ   

Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış; 

Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle. 

Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış 

Eski Şiraz’ı hayal ettiren ahengiyle.  

Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde; 

Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter. 

Ve serin serviler altında kalan kabrinde 

Her seher bir gül açar;her gece bir bülbül öter.                            

Yahya Kemal BEYATLI   

Şu alışveriş merkezlerinin korkunç uğultusu şehir kışlarını ağuluyor. Ne çok konuşuluyor günümüzde. İnsanlar konuşmayı aşkla seviyor. Lafla pilav pişerse, dağ kadar yağı benden… Büyük şehrin gürültüsünde en çok aklıma güller düşüyor. Tanrı misafirinin suyu taşırmayan bir gül yaprağı olduğunu anlatan o Uzakdoğu öyküsünü bilirsiniz*… Anadolu’nun, Doğu’nun, giderek Asya ve Uzak Doğu’nun insanı dolu kaplara bile sığabilen insandır. Doğu’da anlatmak istediğini konuşmadan anlatma becerisine sahip insanlar yaşar. Sükut gül yaprağıdır. Suları taşırmaz asla. Büyük şehirlerimizde bunu anımsayan, özleyen kalmadı gibi.  Yahya Kemal Rindlerin Ölümü’nde gülleri asude bahar ülkesine yakıştırıyor. O güller bülbül sesinden başka çıt çıkmayan sessiz bahçelerin gülleridir. Gülü şiirlerine ençok taşıyan şairlerimizden olan Hilmi Yavuz için de gül asude bir sessizliktir.  Ses kendini güle,  gül kendini sessizliğe dönüştürür H. Yavuz şiirinde. Sessiz bir gül bahçesi olur hayat.  Sevdalar bile bağırmadan, sessizlik içinde yaşanır bizim geleneklerimizde. Sevdanın sessiz işareti güldür. Doğunun Sevdaları bir susuştur diyor şairimiz. Duyulmayanı duyuran ise bir soluk gül. “Sevda, belki bir susuştur/Ve kim bilir nasıl ve nerden gelen bir türküyle duyulmayanı/Bir soluk güldür, ki duyurmuştur” (Doğunun Sevdaları III)

Artık ne böyle sevdalar ne böyle sessizlikler kaldı… Gül mevsimi değil biliyorum. Yine de gül kuşu gibi gülden güle dolaşıyorum bu günlerde. Kışın soğuğunda, şehrin patırtılı hayatında gülleri arıyorum. Elimde bir kitap var: Güller Kitabı**.  Yazar kitabında Türk kültürünün çiçek macerasını anlatıyor gül üzerinden. Gülle ilgili duyarlığımızın izlerini sürüyor edebiyatta, sanatta ve günlük yaşamda. Bizi tarihte bir gezintiye çıkarıyor. Birlikte Osmanlı’nın, eski edebiyatın gül bahçelerinde dolaşıyoruz. Kalabalık ve kasvetli kış kentlerinin gürültüsünden uzaklaşmak isteyenler için… Okudukça Hafız’ın kabri olan bahçede güller açıyor kanayan renkleriyle. Okudukça anlıyoruz ki bir inanç uğruna can verenlerin kanından oluşur en güzel gül. “Her açılan gülde yepyeni bir Şiraz görünür”. Penceresiz odalarda Isparta gülleri toplanır. Sonra güller dağılır. Kış gelir. Rindler ölür.Ozanın dediği gibi henüz vakit varken güllere sarılmalı…***   

NOTLAR :

*Uzakdoğu`da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini 
aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli 
olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan 
açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı 
geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. 
Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden
kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. 
Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist, 
kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan 
sonra söz`süz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, 
tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. 
Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar 
suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. 
Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz 

demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir 
gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. 
Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı.
İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak 
yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir 
gül yaprağına her zaman yer vardı…
 

** Güller Kitabı, Beşir Ayvazoğlu, Kapı Yayınları, 2006

***”Gather ye rosebuds while ye may”, Robert Herrick   

Reklamlar

15 Responses to “Güllerin Sessizliği”

  1. Dost

    Dicle’nin serin yamaçlarında gözyaşlarını ikindi sularına karıştırarak Kıble’ye yönlendiren bağrı yanık şair hasretini anlatıyordu ve o Fuzulî idi:

    Suya versin bâğbân Gülzârı zahmet çekmesin
    Bir Gül açılmaz yüzün teg verse bin Gülzâre su

    Sultan, rüyalarının sevgilisine Gül rölyefleriyle başı üzre yer vermek için sorgucunu O’nun ayak izinden yaptırıyor ve üzerine şu dizeleri nakşettiriyordu; o dahi Sultan Ahmed idi:

    Nola tacım gibi başımda götürsem dâim
    Kademi nakşını ol hazret-i şâh-ı rüsülün
    Gül-i Gülzâr-ı nübüvvet o kadem sahibidir
    Ahmedâ durma yüzün sür kademine o Gülün

    Ve sultanın mürşidi -ki adına Hüdâyî denir- her yüzde Gül’ün aşkını okumaktaydı:

    Gül ağlama Gül bize
    Ele diken Gül bize
    Gül olanın yüzünde
    Gül açılır Gül bize

    Ve bugün biz, bir çağa geldik, Gül için feryâdlar çağına:

    Güle gûş ettiremez boş yere bülbül inler
    Varak-ı mihr ü vefâyı kim okur kim dinler
    Sn.Nicomedian hele bu günlerde böyle seyleri okumaya ne kadar ihtiyac duyuyoruz.Güllerin huzuru sizin ve ailenizin olsun.
    Saygilarla.

  2. asliberry

    merhaba,
    çocukluğumda gül reçeli en çok tüketilen reçel türüydü, bizim bahçenin güllerinden reçel yapardık.ama bu sadece bize özgü değildi, hazır satılan gül reçelleri de çok tüketilirdi. sonra neden bilmiyorum yok oldu. günlük yaşamda da gül artık bir sevgililer günü aracı oldu, şiirden, incelikten uzak, mecburi ve ticari.

  3. nicomedian

    Aslı,
    Galiba ben de senin gibi evimizin güllerinin özlemiyle yazdım biraz da. O taptaze kokuları insanın burnunda tütüyor. Gül reçeli ve şerbeti yapmak hala mümkün olabiliyor biliyorsun. Yaz bahara inşallah. Safranbolu’da da çok güzel ev reçelleri yapıyorlar gülden. Oralara yolun düşerse bilgin olsun.

    Sevgilerimle

  4. nicomedian

    Sn. Dost,
    Gül kokusu taşıyan bilgi cihanda ışıkmış. Gül için feryat etmeli, evet. Çünkü gül dikenler içinde. Bir gösteri ve gösteriş dünyası olmuş dört bir yan. Kendine “Fuzulî ” diyebilen alçak gönüllü insanlar nerelerde yitip gitti? Kerameti kendinden menkullere, içinden çıktığı kabuğu itip kakanlara mı kalacaktı güller diyarı, Fuzulî’nin kemiklerini sızlatarak? Oysa “Fikrimin ince gülü” zerafeti ile aramızda ne kadarcık zaman farkı var allahaşkına?
    Güzel dileğinize teşekkür ediyor ve ben de size bütün kalbimle aynı huzuru diliyorum.

  5. Nihat akkaraca

    Galiba 90’lı yıllardı… üç dört sene su parası ödememiştik. Evimizin önündeki gül bahçesi o kadar güzeldi ki, her yıl 1Temmuzda yapılan bahçe yarışmasında birincilik alır, ödül olarak da su parası ödemezdik. Datça Belediyesi’nin yarışma formatı öyleydi. Datça biraz daha gelişince yoldan geçen araba sayısı arttı ve ekzos gazının etkisinden midir nedir güller artık o güller değil. Güller iyi görünmeyince gözümüze belki biz de biraz bakımılarını erteledik.
    Şimdi bahçeyi bu durmda gördükçe, eski durumuyla kıyaslayıp bayağı üzülüyorum.. Gül! En sevdiğim çiçek…

  6. nicomedian

    Ne mutlu size ki Nihat Bey, gül bahçeniz hala var. Ne kadar kıskandım bilemezsiniz ve gül yetiştirirken fikir alacak birini bulduğuma ne kadar sevindim…
    Ben de baba ocağının güllerini anımsayıp balkonumda gül yetiştirmeye çok çabaladım ama her defasında şu mildew hastalığına kurban verdim onları. Çünkü evimiz ormanla çevrili nemli bir yerde. Artık gülleri zorlamıyorum doğalarına aykırı bu balkonda olmaya.
    Bir gün gül bahçenizi görmeye geleceğiz Deniz’le birlikte.
    Sevgi ve saygıyla.

  7. Dost

    Peynir tenekesi mümkünse pasli olsun.Killi toprak.Dikilmeden önce suyun icinde kök uclari birkac milim kesilecek.kök uclari dikim sirasinda kattiyen yukari dogru bükülmiyecek.Topragi hava almiyacak sekilde sikistirilacak.Kattiyen sulama yapraklarina dagmiyecek sekilde yapilacak.Senede iki defa isirgan otlari disisi bir teneke suda 15 gün bekletilecek o su yapraklarina bir flitle püskürtülecek.Dikimin ilk 15 günü Gül fidesinin 4/3 miktari toprakla örtülecek bu bölüm killi toprak olmamasi lazim.Sonra acilacak.
    Birde öyle deneyin.Güllerin acildiktan sonra kesilmesi kisin budanmamasi lazim budama Bahar ayinda kuruyan dallarin kesilmesi bir iki milim kuru tarafinin birakilmasi yaz mevsiminde yabani celiklerin kesilmesi.Ocak ve Subat aylarinda muhakkak sekilde dal veya gazete ile direk günes isinindan korunmasi.Acik alanda diktigim gül miktari simdiye kadar belki 100 bini gecmistir.Fire olarak 2 veya 3 diyemem.Her türlü sorulariniza acigim.
    Saygilar.

  8. metin-thePoor

    Erdil Bey,

    Hiçbir zaman gül yetiştirmeyi beceremedim. Kaderime küstüm!

  9. nicomedian

    Erdil bey,
    Çok teşekkür ederim. Oradasınız, biliyorum ama doktorlara hep hastalığından bahseden insanlar gibi ikide bir sorularımla sizi bunaltmaktan da çekiniyorum.
    Ne kadar yararlı bilgiler verdiğinizi bilemezsiniz. Bunları, bu açıklıkta hiç bir kaynakta bulmama imkan yok.
    Hadi verdiğiniz cesaretle sorayım: Sizin oradaki iklime benziyor benim oturduğum yer (İstanbul’un biraz yüksekçe, serince bir yerindeyim) Acaba bizim buradaki gül fidanlarından farklı (yani oranın iklimine daha dayanıklı) fidanlar bulunuyor mu orada? Çünkü anladığım kadarıyla bu mantar hastalıklarından güller çok çekiyor… Bir de tabii benim problemlerimin en önemlisi o güzelim gülleri (hele bir sarı kırmızı vardı bayılıyordum ona) 25-30 kilo toprağa hapsetmekti…
    Selamlar, saygılar.

    Metin Bey, demek siz de…

  10. Dost

    Sn.Nicomedian Berlin’in iklimi aynen Istanbul’un iklimi ile ayni sayilir.
    Eger fideleri satin alirken dikkat edeceginiz konu kalitenin A kl.olmasi bu demektirki.O iklim sartlarina göre en az 15 senelik bir süre icinde yetistirilmistir.Her ondan sonraki harf geriye dogru 5 seneyi tekabul eder.Mantar hastaliklari fidanin yetisme sirasinda zayifligi dolayisiyla olmaktadir.Cünki mücadele imkani kisitlidir.Balkon icin neden pasli teneke dememin nedeni oksidler bazi bakterileri yanastirmaz.Acik alanda bu durum daha baskadir.Killi toprak ise köklerin oksijen nedeni ile bazi bakterileri direkt almasina neden olur.Isirgan ise bir cok mantara ve bite ve yumurtalara karsi birebirdir.Dikkat edilecek konu Isirganin disi olmasi ve yagmur suyu nda 15 gün ile 30 gün arasi o suda kalmasi.Üzülerek söyliyebilirim kokusu felaket fakat birebir.Renklere gelince ne kadar cok günes isigi görürlerse koyu renklere gölgeli yerlerde ise renklerin acik renk almasina yol acar.
    Güllere Abisus vermek gene sizin arzunuza kalmistir.Eger dali düz kestiginiz zaman her iki tarafindan uyuyan gözler trip verir.Eger bu kesim saga meyilli kesilirse sol taraftan gözenek aktivlesir bu sol sag budamayla gülünüzün Abisus’unu kendiniz belirlersiniz.Kullandiginiz makas yanliz bu islevi görmelidir diger bitkilerde kullanmiyiniz.Onun icin adi Gül makasidir.Formundan dolayi degil.Bite karsi 1 litre suya tek bir damla prill kullanabilirsiniz.Sularken su damlaciklari yaprakta beyaz bir leke birakiyorsa bu kuru bezle temizlenmesi lazimdir cünki su daki kirec gözenekleri kapatmaktadir.Eger sildiginiz zaman halen beyazlik kaliyorsa bu bir hastaliktir.Sahte mehltau adi altinda.Yapacak hic bir sey yoktur.Bir iki sene icersinde kendiliginden gider.Eger bu beyazlik siyahlanip kurumuya giderse hemen en yakin Tarim ilgili makama bildirmeniz lazimdir.Bitki dünyasinin vebasi gibidir.Yanliz bu fidanlarin yakilarak imhasi bu konudaki uzmanlar tarafindan yapilmasi gereklidir.Onun adida aynen Mehltau olarak gecer fakat hakikisidir.Gelelim en cok yapilan hata.Güllerin kisa hazirlanmasi.Halk dilinde dona karsi korunmasi diye gecer.Düsünebiliyormusunuz üstünü ne kadar örtseniz zaten toprak hakiki bir don periyodunda 50-80 cm derinlikte donmus bir sekildedir.Kis mevsimi Evinizde oturuyorsunuz.Odanin sicakligi 18 -20 derece Disarida Harika bir Günes var.Caniniz disari cikmak biraz dogada yürüyüs yapmak istiyor.Hemen dolapdan Kalin bir ceket giyer disari cikarsiniz.Vucudunuz ilk 20 dakikalik yürüyüsünüz sirasinda odada depoladiginiz sicakligi giymis oldugunuz kalin ceketin altinda yavas yavas kaybeder üsümeye baslarsiniz dönüs yoluda gittiginiz zaman kadar sürecektir tekrar eve girdiginiz zaman artik sifayi kapmissinizdir.Eger cikarken disarisinin ne kadar soguk oldugunu dereceye bakmis olsaydiniz ona göre giyinirdiniz.Güllerde
    ayni hataya düsmektedir.Günes isinlarini kis mevsiminde almaya basladiklari zaman onlarda baharin geldigini sanmakta ve uyuyan
    gözenekler icindeki depolanmis sivinin aktiveti ile harekete gecer.
    Tabii bunu devam ettirmesi icin köklerini harekete gecirir. Ne yazikki köklerin bulundugu yer don’dur.Artik yapacak hic bir sey yoktur o artik ölüme mahkumdur ne aciki yavas yavas.Lütfen bu yanilgaya düsmemesi icin Kis günesinden koruyun.O sizin dostunuzdur siz onu ne kadar kollarsaniz o da size o kadar güzel güller verir.Sorun anlatayim hic olmazsa bende bazi seyleri kendime saklamiyayim.Eger hastalanmis fidan veya oda bitkilerinizin resimlerini ceker gönderirseniz.Daha da cok bilgi verebilirim.
    Saygilarla.

  11. baver

    Hangisinden başlasam ?
    Rindlerin Ölümü.
    Y.K.Beyatlı’nın bu şiirini alıp şarkı yapan Münir Nurettin Selçuk’un o unutulmaz sesini hatırlattığın çok ama çok eski o kasetinden mi ?
    Hilmi Yavuz gibi bir Kabataş’lıyı edebi bir şekilde meseleyle ilişkilendirdiğin , güzelleştirdiğin yazından mı ?
    Doğunun sevdaları bir susuştur diyen şairden mi ?
    Hepsi güzel.
    Hepsi anlamlı.
    Yazında daha da bir anlam kazanmış.
    Bir keresinde daha bizi alıp bir yerlere götürmemiş miydin ?

    https://nicomedian.wordpress.com/2006/11/15/dogan-kardes-apartmani/

    Sabrın sonu ile…

  12. Nihat akkaraca

    Sayın Nicomedian, Şu anda sadece açmış olan güller sayesinde bahçemize tahammül edilebilir. Güller olmasa bahçeyi çadır bezi gibi bişeyle kaplayıp saklamak isterim. Çok bakımsız. Bu yazılar mahvetti beni. Bir de Datca’daki güzel havalar. “İyi ya işte, güzel havalarda bahçende çalış” demeyin bana. Dışarıda yapılacak sohbetler var, gezilecek köyler var, ziyaret edilecek yaşlılar var, Köylerde doktor bekleyen fakirler var, var da var… İşimiz çok.Ama bütün bunların yanında bakılacak bir de gül bahçesi var, cehenneme dönmüş bir kasabanın tam ortasında…
    Gül bahçemiz bakımsız olsa da biz onu Datca sohbetleriyle eski durumuna çeviririz alimallah. Yeter ki gelin…

  13. nicomedian

    Nihat bey,
    Yazılarınız, yaşlılarınız, eczaneden taşınacak ilaçlar: bunlar da sizin gülleriniz. Ben öyle düşünüyorum…
    “Cehennem dönmüş kasaba” derken bir kinaye mi var? Anlamadım…

  14. O. Akkan

    Merhaba,

    GÜL’ ÜN TARİHÇESİ
    Güller insanoğlunun bildiği,aşkı,sihiri,sevgiyi,ümidi ihtirası sembolize eden ilk çiçeklerden biridir.”GÜL” ismi anlamı “kırmızı” olan latince “rosa” kelimesinden gelmektedir. Fakat güller çok farklı renklerde bulunur ve latince olarak “roses” olarak adlandırılır.

    İlk Gül fosili 3.5 milyon yıl öncesine aittir ve Irak’da Sümerlere ait yazıtlarda kayıtlara geçmiştir. Bilinen bu ilk güllere “Damask” gülleri denir ve eski Mısır Mezarlarında bulunmuştur.

    Modern Güller ise 1867 yılında ilk defa hibridleme yöntemleriyle üretilmişlerdir.

    Tarih boyunca botanistler 200 gül çeşidi sınıflandırması yapmışlardır.
    Nebukednazar kendi sarayında dekoratif olarak gülleri kullanmıştır.
    “Persia” adını verdiği parfüm yağını geliştirmiştir.Çok farklı anlamlar ifade eden güllerin çok farklı renkleri vardır.Ayrıca günümüzde hibridleme yöntemleri ile çok değişik şekil ve renkte güller üretilmiştir.

    10.000 in üzerinde gül hibridleme yöntemi ile üretilmektedir ve genelde o gülü ilk üreten kişinin adı ile anılmaktadır.

    Gallicas,Damasks,Albas,Centifolias,Mosses,Chinas,Portlands, Bourbons,Teas,Hybrid Perpetuals ve Noisettes modern klasik
    gül çeşitleridir.Ve genelde üretildikleri yer veya kişinin adı ile anılmaktadır.Eski güller modern güllerden daha fazla kokulu ve aslidir.

    Parfümlerde daha çok eski güller tercih edilir.

    Saygılarımla

    O. Akkan

  15. Reetta Dunstan

    Tyler Technologies | EDEN Division

    Thank you for your post!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s