Solaklık üzerine I

Posted On 11 / Nisan / 2007

Filed under Bilim, Kişisel, Nöroloji

Comments Dropped 27 responses

   

Bu resme bakarken size garip gelebilir ama benim içim daralıyor, kendimi kötü hissediyorum. Alttaki resim ise rahatlama duygusu veriyor. Neden mi? Çünkü ben bir solağım..   

 

İki resim arasındaki fark şu: Birinci resimde herkesin kullandığı sıradan bir makasla çizgilerin üzerinden giderek kağıt kesiliyor. Çizgiyi görmek imkansız. Çünkü makasın kalın kenarı üstte. Bu yüzden körlemesine kesiyor ve başarısız oluyoruz. Üstelik başparmağınızın acıması ve kağıdın katlanması da cabası… Bunu denemek için siz de sol elinizle makası ters tutarak kağıdı kesmeye çalışabilirsiniz (empati niyetine :o)) Sağ elini kullanan şanslılardansanız makasın bir tarafının ince bir tarafının kalın olduğuna dikkat etme gereği bile duymamış olabilirsiniz… İkinci resimde ise makasın dar tarafı üstte olduğundan neyi kestiğimizi rahatlıkla görebiliyoruz. Neyse ki…Solak insanlar için makas, kalem ucu, kupa gibi eşyalar eskiden yurt dışından getirilirdi; artık bizde de satılıyor. Solak olmayanlar bu gibi eşyalara neden gerek olduğunu sorabiliyorlar. Ancak benim gibi çocuğu ve kendisi solak olanlar, bunların insanı ne çok sıkıntıdan kurtardığını gözleriyle görür, deneyimleriyle bilir zaten. İş tabii eşyalarla bitmiyor. Solaklık sadece eşya kullanımını değil insanın tüm düşünce biçimini etkileyen bir özellik. Bu konudaki okumalarımdan çıkardığım sonuç bu. Bunun da nedeni beynin sağ yarımküresi ile sol yarımküresinin işlevsel açıdan farklı olması. Bilindiği gibi solaklarda baskın olan taraf, beynin sağ yarımküresidir. Çünkü sol eli ve genel olarak vücudun sol yanını sağ beyin yarımküresi kontrol eder. Buna göre sağ beyin yarım küresinin işlevsel özellikleri, solakların tüm düşünme ve iş yapma biçimini de belirliyor. Nöroloji çalışmaları sağ beyin yarım küresinin tümevarımsal düşündüğünü gösteriyor. Solaklar dolayısıyla benim şurada yapmaya çalıştığım gibi parçalardan bütüne doğru bir sentez yaparak düşünmeyi severler. Aslında her iki yarımküre de vazgeçilmezdir elbette. Ancak yine de bireyler arasında yarıküreleri kullanma bakımından önemli farklar var. Okul çocukların yaratıcılığını öldürüyor diyoruz. Bunun nedeni okul öncesi çocukların sol beyin yarıkürelerinin henüz fazla işlenmemiş oluşudur. Sanatsal ifade ise sağ yarımkürenin fonksiyonudur. Okul eğitimi özellikle düzen ve sıralama gibi özellikler üzerinde durarak sol beyni geliştirir. “Söyleyebilmiş olsaydım, dansla ifade etmek zorunda kalmazdım” demiş Isadora Duncan. Beyin yarıküreleri arasındaki işlev farkını çok iyi gösteriyor bu söz bana kalırsa.

**

Bazen farklı düşünme biçimlerinin insanlar arasındaki görüş ayrılıklarının asli sebeplerinden biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü farklı düşünme biçimi bakış açısı farklılığına yol açıyor. Belki çok fazla tümevarım gibi duracak ama bunun bir kademe üstüne sıçrarsak, Doğu dünyası ile Batı dünyası arasında da bu tür bir yaklaşım ve düşünme biçimi farkı olduğunu sanıyorum hatta gözlüyorum ben.  Bu konuyu da bu yazının ikinci bölümünde ele almak istiyorum.

Reklamlar

27 Responses to “Solaklık üzerine I”

  1. Elif

    Ben hem solak, hem salakim! Saglakim! Her neyse. :o)

    Bazi islerimi asla sag, bazi islerimi asla sol elime emanet edemem. Ne acaip, degil mi? Ikisini de esit kullanabilmek de degil, bir acaip birsey.

    Insana ters gelen eliyle birseyler yapmaya calismak, beyin egzersizi gibi iyi gelirmis.

    http://www.elifsavas.com/blog

  2. Elif

    Ben buraya birseyler yazmistim, ucmuslar!

    Ben hem salak (ya da saglak), hem solakim diye yazmistim. Bazi islerimi mutlaka sag ile, bazilarini mutlaka sol ile yapiyorum, demistim. Bu da ucarsa kizacagim!!!! :o)

    http://www.elifsavas.com/blog

  3. nicomedian

    Her iki yorumun işte burada. Uçuşa geçmek üzereyken yakaladım onları:)

    Annenin ve okulun öğrettiklerini sağ elinle, kendi kendine öğrendiklerini sol elinle mi yapıyorsun? Ben öyle yapıyorum da… Kimi zaman da yorulduğumda bir elimden diğerine geçiriveriyorum. (Örneğin elde dikiş dikerken böyleyim.) Yazıyı ise sağ elimle yazarım.
    Dediğin gibi beynin farklı taraflarına sinyal gidiyor farklı el kullandığımızda.

  4. Erdil

    Sn.Nicomedian benim esim de sol elli.Bazen evde isyan ederdi, benim bahce makasimi neden kullaniyorsunuz diye.13.Agastos dünya sol elliler günü bile ilan edilmis.Hatirladigima göre Londra’da ilk olarak sadece sol ellilerin kullanacagi gerecleri satan ufak bir dükkanla basliyan atilim daha sonra bütün dünya’ya yayilmis.Almanya’da Dr. Barbara Sattler bu konuda bir dernek bile kurmus.Yasadigim ülkede sol elini kullananlarin sayisi 30 milyon oldugu tahmin edilmekte.
    Saygilarla.

  5. Berceste

    Buraların çehresi değişmiş 🙂 Bak gel seni de Blogspot’a alalım biz…

    Bilmediğimiz, dikkat etmediğimiz ne kadar çok ayrıntı var değil mi? Makas örneğinde açıkladığınız gibi. Kuzenim solaktır. Ne zaman sofraya birlikte otursak, hep sağ tarafıma denk gelir. Tesadüf bu ya! Sonrasında da felaketler başlar. Birbirimizin eline çarpınca. Özellikle de çorba içmek tam bir işkence olur 🙂

  6. Elif

    Bilmem! Belki de oyledir. Annem sag el diye tutturmaz, oyle bir tip degil ama belki kolaylik olsun diye oyle gosterdi.

    http://www.elifsavas.com/blog

  7. nicomedian

    Berceste, çok mu kötü? Bana fena olmadı gibi gelmişti valla. Yine de ben biraz daha dayanayım burada:))
    Elif, ben kendimden yola çıkarak söyledim tabii.
    Erdil Bey, demek 13 Ağustos bizim günümüzmüş. Çok güzel de onu da tüketim gününe dönüştürmeseler bari…

  8. Berceste

    Bak şimdi kötü mü dedim ben 😦
    Yorum bırakmadaki rahatlık yüzünden demiştim. Bu çehre ile ilgili sadece ikisini de kıyaslarsam, öbürü birazcık daha aydınlıktı diyebilirim… Grinin tonunu açıp, başlıktaki fotoğrafı büyütme şansımız var mı?

  9. Papatya

    Sevgili Nicomedian
    sayfanizi ilk ziyaret edisim. Hic de atlanmamasi gereken assas bir konuya deginmissiniz. Ben de esim sayesinde solakligin hic de kolay birsey olmadiginin farkina vardim. Turkiye satilan urunler oldugunu duyunca ona bir solak makasi bir de solak cezve ismarlamistim. Saglaklarin kullandigi cezveyle kendine kahve yapmaya kalksa ne kadar zor oluyordu fincana dokmesi…
    Konuya deginmis olman cok hosuma gitti. Sevgiler,
    Papatya

  10. nicomedian

    Hoşgeldin Papatya. Ben senin blogunu biliyorum. Yazdıklarını ilgiyle izliyorum. Ot yemeklerini, Ege adalarını, Muammer Ketencoğlu’nun söylediği rebet müziğini, Kurtuluş’ta eski İnci gazinosunu, Despina’yı severim çünkü.
    Sevgilerimle.

  11. MorKoyun

    Merhaba Sefika, Turkce’nin Yaralari baslikli yaziniz sayesinde bu gunluge geldim, okudum ve sevdim. Yorum birakip tesekkur etmekte gec kaldim ama solaklar hakkindaki bu yaziyi okuyunca dayanamadim:) Ben de ozellikle sofrada kus ucmaz kervan gecmez koselere mahkum edilmesine icerleyen bir solagim ve solak cezvesi, makasi, saati, kollu sandalyesi haberleri cogaldikca seviniyorum:) Tekrar gorusmek uzre, sevgiler…

  12. kadir

    kimi solaktır, kimi sağlaktır kimiyse (hemidominanat) yani ikisini de kullanır.
    Ancak sol (ya da sağ) elini kullanan bir çocuğa diğer elini kullanması zorlanmamalıdır, aksi taktirde çiş kaçırır.
    blogumdaki solaklıkla ilgili yazdığım yazıyı okumanızı öneririm.

  13. dayday

    Merhaba Şefika hanım! Benim kardeşim ellerini kullanırken sol elini futbol oynarken sağ ayağını kullanıyor.benim 6 yaşında bir kızım var oda aynı şekilde sol el, sağ ayağını kullanıyor bir bilginiz varmı acaba kalıtsal olabilirmi
    birde çok zeki oluyorlar

  14. sanem

    Ben sakarim, aslinda eskiden daha da berbattim. Uzman bir arkadasim ” hem solak hem de saglak oldugundan boylesin sen” derdi. Sag elimle yemek yiyemem, sol elimle de dikis dikemem, sag elle kagitta, sol elle ise tahtada yazarim. Neyi, ne zaman, hangi elle yapacagim bu yukardakiler disinda belli olmuyor, ahtapot gibiyim, o yuzden de dusen tabaklar, bardaklar oluyor bazen etrafta. Cok acildim, kapatiyorum 😉

  15. nicomedian

    Sevgili Dayday, zekiliği bilmem de kalıtımsal bir yanı olduğunu biliyorum solaklığın.
    Hmm Sanem solaklık, sa(ğ)laklık ve sakarlık (!) olmak üzere elimizde üç kategori oldu şimdi:)) Yourm yapanların çoğunun çift elli (Kadir beyin dediği gibi söylersek hemidominant) oluşu dikkatimi çekti. Ama senin bu alçakgönüllülükle sakarlık dediğin şey ilginç. Doktor arkadaşının dediklerinden yola çıkarsak belki de beyin yarıkürelerinden hangisinin çalışacağına (yani hangi eli kullanacağına) karar verilme süreci bir karmaşa yaratıyordur o an…

  16. mehmet ali

    herkese merhabalar ben manisalıyım:Tabii ki solağım ama tam solak yemeği bile sol elim ile yiyorum.ama sanıyorum ki ben türkiye de ilk değilim ve sonda olmayacağım.türkiye nüfüsunun %10 u solakmış diye duymuştum.acaba solakların derneği var mı?varsa adresi yada web adresi var mı?bu konuda bana yardımcı olacak arkadaş var mı?herşey için çok çok teşekkür ederim .saygılarımla

    mehmet ali büyükkeser
    m.aeylul@hotmail.com

  17. esra nihan karan

    bende tam anlamıyla bir solağım wede zahmetlerini alışmış olsamda hala çekiyorum.yaa kardeşim araba sürerken vites ters geliyor bana.ayakta da solağım debriyaj cabası:)yemek yerken bir şey dökerken….ohoooo…ama kendimde de teyid ettiğim bir gerçek war ki hakikaten solakların zeki olduğu we sanatsal yeteneklerinin muhakkak olduğu…ne mutlu solağım diyene….

  18. mehmet ali

    sayın Esra Nihan Karan hanımefendi: türkiye de yalnız olmadığımı bilmek güzel.peki biz solaklar neden birbirimizle haberleşmiyoruz.çünki bizi bizden daha iyi anlayabilacak kişi yok.saygılarımla

  19. esranihan

    solakların yazıları için mail atabilirsiniz arkadaşlar.biz azınlık çoğunluğuyuz. he hey:)esranihan@hotmail.com

  20. hakan

    bem tam bır solağim yemegı sol elle yerım taş atmayı her şeyı sol elle yaparım ama tek şanslı yanımız sağlaklardan daha zekı oldugumuz kanıtlanmışolmasıdır.şu bır gercek solakların fıkırlerı saglaklarla solakların uyusmaz bu bana göre gercek fıkırlerınızı benımle paylaşırsanız sevınırım.hakantan_1981@hotmail.com

  21. yasemin

    tabii ki bende bir solağım ama bunu demek ne kadar doğru bilemiyorum çünkü sağ elimle dikiş dikerim,dantel örerim,yemek yerim buna rağmen sol elle yazı yazar, bıcak ve makas kullanırım..Birde solaklığın kalıtsal oldunu düşünüyorum çünkü ben ve üvey kız kardeşim solak ve ilginçtir ikimizde resim sanatına çok yatkınız kardeşimin resim alanında bir çok ödülü var ben ise okulda yaptığım resimler herkes tarafından çok beğenilmiştir.

  22. Tamer Sarıbay

    İnsanlar 376 yıl önce dünyanın öküzün boynuzlarında olduğunu sanıyorlardı, hatta o zamanların akademisyenleri, “dünya öküzün boynuzlarında değil, bir boşlukta yüzmekte ve kendi etrafında dönmektedir. Böylece geceler ve gündüzler oluşmaktadır” diyen Galile’yi ölümle tehdit ettiler ve asmaya kalktılar (1632 yılında). İşte insanlar dünyanın kendi etrafında döndüğünü ve öküzün boynuzlarında olmadığını anlayamayacak derecede aptaldırlar. 300-500 milyonda bir insanın kafası biraz çalışır ve onlar sayesinde dünyanın teknolojisi bu hale gelmiştir.
    İnsanlar maalesef bu solaklık ve sağaklık konusunda da “dünya öküzün boynuzlarındadır” gibi bir yanlış düşünceye kapılmışlardır. Bu solaklık sağaklık hakkında insanlara doğru yönde bir bilgi verecek, bilime katkıda bulunabilecek zeki bir insanın konuya el atmamasının sebebi bence bu 300-500 milyonda bir rastlanan zeki insanların insanlığa faydalı olabilecek bilimsel şeylere yönelmeleri, dolayısıyla bu solaklık sağaklık konusundan önce bilimsel olarak daha keşfedilecek binlerce şey olduğundan hatırlarına gelmeyişindendir.
    Aklın ve mantığın yolu birdir diyemeyeceğim, gerçeğin yolu birdir. Akıl ve mantık kişilere göre değişik yollara saparlar ama gerçek tek yoldur.
    Şimdi bu gerçeği inceleyelim. Sağ elle yazı yazarken en doğru yazım şekli sağdan sola doğru yazmaktır çünkü elimizin bedenimiz yönünde hareket etmesi, gövdemize yakınlaşması, kendimize yönelmesi en doğru olgudur. Zaten bu nedenle eski uygarlıklarda yazılar sağ el kullanılarak sağdan sola doğru yazılırdı (örneğin Orhun, Mezopotamya, Çin, Arap, Sümer, Yunan ve daha yüzlerce uygarlıklar). Dolayısıyla bu durum günümüze kadar yansıyıp geldi ama günümüzde yazılar soldan sağa doğru yazılmaya başlandı ve sağ elle yazma bizlere eski uygarlıklardan miras kaldı!!! Soldan sağa doğru yazı yazarken de en doğru olanı da sol elimizi kullanmaktır! Ama maalesef insanların çok büyük bir çoğunluğu soldan sağa yazı yazarken sağ elini kullanmaktadır ve bu ruhlarında mutlaka tepki vermektedir ama bunun farkında değillerdir. Çünkü herkes tarafından kendilerine sağ elle yazmanın en doğru olduğu söylenmekte, bu sözler de ruhtaki tepkiyi uyuşturmakta ve tepkinin bilinç olarak farkında olmamaktadırlar ama bilinçaltı halen tepki vermeye devam etmektedir. İyi bir araştırma yapılırsa soldan sağa yazı öğretilen ilkokul 1 çocuklarında solakların yazmaya daha iyi adapte olduğu, sağdan sola doğru yazı öğretilen Çin, Arap vs. ilkokul 1 çocuklarında da sağakların yazmaya daha iyi adapte olduğu görülecektir. Dolayısıyla soldan sağa doğru yazmak solaklar için uygun, sağdan sola doğru yazmak ta sağaklar için uygun yazım şekilleridir.
    Aslında insanların gerçek yaradılışta %50 si solak %50 si sağaktır yani beyin simetrik bir denge içindedir. Eski uygarlıkların sağ ellerini kullanarak yazı yazmayı tercih etmeleri nedeniyle genetik olarak sağ el hakimiyeti artmıştır. Tıpkı 20 yaş dişlerimizi kullanmayıp köreltmemiz gibi sol ellerde pek kullanılmadığından körelmiştir ama genetik olarak yinede insanların %10’u sol ellerini kullanma hakimiyetine sahiptir. Eğer insanlar geçmiş çağlardan beri sol ellerini kullanarak yazılar yazıp her şeyi sol ele göre ayarlasalardı şu anda dünyanın %10’u sağak %90’ı solak olacaktı ve o zaman 13 ağustosta dünya sağaklar günü kutlanacaktı. Haberlerde “sağaklığı yapan gen bulundu” gibi başlıklar izleyecektik. Gerçek şu ki solak olmak sağak olmaktan daha iyidir, çünkü solakların sinirsel olarak vücutlarının sol tarafında hakimiyetleri fazla olduğundan kalpleri daha iyi çalışır (sağaklarda ise karaciğer sağda olduğundan kuvvetli çalışır). Kalp bir vücut için beyinden sonraki en önemli organdır. Eğer kalbimiz sağımızda olsaydı o zaman sağak olmak daha iyi olacaktı. Son bilimsel araştırmalara göre uyurken sağ tarafımıza yatmanın vücudun sağlıklı çalışması açısından çok önemli olduğu ispatlanmıştır. Zaten ispatlanmasa da hepimiz sağımıza yatarak uyurken rahat uyuduğumuzun farkına varıyoruz. Bu yatış şeklinde sol el ve kol yukarda rahatça boşta kalmakta, sağ kol ise altımızda kalmaktadır. Vücudumuz her zaman için boşta kalan kol ve elimizin hakimiyetinin daha fazla olmasını ister çünkü serbest kol ve el her türlü hareketi yapmaya hazırdır. Serbest olmayan kol ve el ise zincire vurulmuş gibidir ve çekinik(resesif) kalır. Ayrıca vücudumuzda doğduğumuz günden beri durmaksızın çalışan kalbimiz ve kaslarına beynimiz mutlaka ilk olarak özen gösterecek ve sol tarafımızın hakimiyetine öncelik verecektir. Dolayısıyla vücudumuzun çalışması da bize solak ol demektedir ama biz insanlar on binlerce yıllar öncesinden hataya düşerek yanlış bir tercih yapmış, kullanmak için sağ elimizi tercih etmiş ve genetik olarak sağaklığı geliştirmişizdir. Ömrümüzün üçte biri uykuda geçtiğine göre bu uykular esnasında vücudumuz sürekli olarak sol el ve kol tarafının ve bir ömür boyu durmaksızın çalışan kalp kaslarının hakimiyetini bilinçaltında kuvvetlendirmeye ve kavramaya çalışmakta, uyandığımızda ki sağaksak tekrar bilinç olarak sağa yönlenmekte ve vücudumuzu yormaktayız. Solaklar bu nedenle çok şanslıdırlar çünkü vücutları gerçek çalışma mekanizmasını kurmuştur. İnsanların kafaları az çalıştığından, kişilerin çoğunluğunun yaptığı şeyin doğru olduğunu sanmışlardır örneğin 10 kişinin içinde 1 akıllı 9 deli varsa, bu 9 delinin 1 akıllıya deli demeleri ve kendilerini akıllı görmeleri gibi. Şu anki genetik süreçte de %10 solak %90 sağak olduğundan maalesef insanlar bu kafalarıyla sağaklığın normal, solaklığın ise normal olmadığını düşünmüşlerdir, halbuki solaklık normal, sağaklık ise pek normal olmayan bir olgudur. Son yüzyılımızda sağakların bu sağaklığa doğru eğilimi vücut için rahatsız edici bir konum aşamasına geldiğinden bilinçaltının tepkilerini hissetmişler ve bilinçaltının “sol elini kullan, sola hakimiyet ver” mesajını son yüzyılımızda soldan-sağa yazarak uygulamışlar sanki “tamam artık soldan sağa doğru yazacağım, yani sol hakimiyetini kazanacağım” şeklinde bilinçaltına cevap vermişler ama sol elle yazı yazmaya geçmeyi bilinçdışına çıkaramamışlar, sadece bilinçaltını avutmuşlardır. Bu durumu bilinçdışına çıkaramamalarının sebebi de insanların “çoğunluğun yaptığı, söylediği şey doğrudur” saplantısından kurtulamamaktan kaynaklanmaktadır (örneğin milyonlarca kişi “dünya öküzün boynuzlarındadır” derken 1 kişi olan Galile’nin söylediğinin doğru olamayacağına inanılması, 9 delinin 1 akıllıya deli deyip kendilerini akıllı görmeleri gibi). Bilinçaltımızı tam doğru çalıştırabilmek için öncelikle çocuklara ilk-orta öğretim esnasında “çoğunluğun yaptığı, söylediği şey doğrudur diye bir şey olamaz, bazen 1 kişinin yaptığı, söylediği şey doğru ama milyarlarca kişinin yaptığı, söylediği şey yanlış ta olabilir” kavramını tam anlamıyla kavratıp bunu zamanla genetik olarak bilinçaltımızda etkinleştirmeliyiz.
    İnsanlarda bilinçaltının “sol elini kullan, sola hakimiyet ver” mesajı trafikte de şu şekilde bilinçdışına çıkmıştır. Araçlarda direksiyon hakimiyeti vites hakimiyetinden çok daha önemlidir. Araçlarda direksiyon sağ tarafta iken sağ el direksiyona sol el vitese, sol tarafta iken sol el direksiyona sağ el vitese hakim olur. Ayrıca araç sollama solaklar için, araç sağlama sağaklar için daha uygundur ve günümüzde trafik şeritleri ve kuralları farkında olmadan sanki solakların rahat kullanımı için uygulanmaktadır ve insanlar sanki bilinçaltına trafikte de “tamam artık her şeyimi sola göre ayarlayacağım, yani sol hakimiyetini kazanacağım, sol kapıdan binip sol kapıdan ineceğim, dolayısıyle kapıyı açmak için dahi sol elimi kullanacağım ” şeklinde cevap vermişlerdir. Sağaklar için iki yönlü trafikte soldan gidiş sağdan geliş, sürat şeridi içinse en sağ şerit, araç geçmek içinse sağlamak uygundur. İngilizler zamanında bunu uyguluyorlardı. Direksiyonlar sağda, soldan gidiş sağdan geliş ve sağlama olguları mevcuttu. Demek ki İngilizler bilinçaltı iletişim verileri çok zayıf olan, vücutları artık tepkiden yoksunlaşmış ve pek doğru çalışmayan, düşünce ve mantıklarının bilinçaltına baskın olduğu insanlar. Günümüzde insanların trafik ehliyetini çok uzun uğraşılar sonunda almalarının gerçek nedeni sağak olmalarından kaynaklanmaktadır. Trafikte her şey solaklar için hazırlandığından sağaklar araç kullanmayı öğrenmek için bayağı uğraşırlar, solaklar ise araç kullanmayı çok rahat bir şekilde kısa sürede öğrenirler, hiç sıkıntı çekmezler.
    Biz günümüzde bu 300-500 milyonda bir çıkan bu zeki kişilerin yaptığı bilimlerle oluşan bir dünyada yaşıyoruz. Aslında çok ilginç bir durum, kafası çalışmayan insan sürüsü zekice yapılmış teknolojik aletler, ev, taşıt vs. nin içinde yaşıyor ve kafası çalışmadığından bu teknoloji mantığına ayak uyduramıyor ve herkes haklı olarak “acaba ben aptal mıyım?” düşüncesine kapılıyor bundan dolayı da ruhlarında eksiklik duygusu ve bundan kaynaklanan mutsuzluk oluşuyor. Bence ilkokul-ortaokul ve liselerde öğrencilere tüm insanların kafalarının ne derecede az çalıştığı hakkında dersler konulmalı, kişilere gerçek olarak ne kapasitede bir canlı oldukları öğretilmelidir ki bu “acaba ben aptal mıyım?” sorusuna cevap bulsunlar ve “haa herkes aptalmış, ancak 300-500 milyonda bir insanın kafası biraz çalışırmış” desinler ve geleceğe ışık tutmak için yol açsınlar. İnsanlar artık bunların farkına varıp geleceğe ışık tutup yol açmak isterlerse örneğin kanser tedavisini bulmak için şöyle düşüneceklerdir: “haa mademki bizler aptalız, o zaman kanser tedavisi yöntemini bulmak için bu 300-500 milyonda bir çıkan zeki insanları bulmaya çalışalım, bunları bulmak içinde tüm dünyada zeka testleri yapalım” diyecekler ve büyük ihtimalle kafaları iyi çalışan bu 10-15 kişiyi bulacaklar ve bilimsel araştırmaları da bu kişilere yaptıracaklardır. Şu an incelediğim kadarıyla IQ zeka testi soruları da kafası az çalışan insanlar (yani tüm insanlar) için hazırlanmış, bu testlerle ancak aptallığın derecesi belirlenebilir. Bu nedenle bu 10-15 zeki kişiyi bulmak için yapılacak testler de biraz düşünür kişiler tarafından özen ve itina ile hazırlanmalıdır.
    Tamer Sarıbay

  23. evren

    Sn. Tamer Sarıbay,
    Gerçekten çok güzel bir ” deneme ” yazmışsınız, birçok noktasına katılmamak elde değil. Ama sağ elini kullananlara da haksızlık yapmışsınız. Sözgelimi, ” Dünyadaki bütün zeki insanlar solaktır. ” teziniz gerçekleri yansıtmıyor. Einstein, Newton vs. solaktı belki ama Gauss, Maxwell vs. solak değildi. Jul Sezar, Napolyon, İskender solaktı belki ama yaptıkları iş solak olmayı gerektirmiyordu. ” Demek ki İngilizler bilinçaltı iletişim verileri çok zayıf olan, vücutları artık tepkiden yoksunlaşmış ve pek doğru çalışmayan, düşünce ve mantıklarının bilinçaltına baskın olduğu insanlar. ” demişsiniz ama şunu unutmayın ki bu insanlar 1000 yıldır dünyaya egemenler, günümüzdeki ABD nin de İngilizlerden oluştuğunu unutmayalım.
    Diğer yazdıklarınız gayet mantıklı saptamalar. Ben bir solak olmadığım halde, solaklara karşı hep bir ilgi duymuşumdur. Oğlumun solaklığı seçmesini çok isterim sözgelimi..
    Saygılarımla

  24. Tamer Sarıbay

    Tamer Sarıbay’ın Evren’e cevabıdır
    Sayın Evren
    Yazımı dikkatlice okursanız ben ”Dünyadaki bütün zeki insanlar solaktır.” diye bir şey yazmadım. Solak olmanın vücudun işlevlerine göre daha mantıklı ve daha uygun olduğunu belirtmeye çalıştım.
    İngilizlere gelince: Genel olarak bir kişinin ruhunda ne kadar çok yükselme eğilimi varsa kafası o kadar az çalışıyor demektir çünkü kafası az çalıştığından ruhundaki bu eksikliği gidermek için yükselme çabaları içine girmektedir. Toplum tarafından üstün tutulan işlere, mesleklere veya aşırı para kazanmaya yönelerek ruhlarındaki bu eksikliği telafi etme yoluna gitmektedir. Tabii ki her yükselmiş bir mevkiye gelen kişinin de kafası az çalışıyor denemez, hasbel kader kendini öyle bir yere gelmiş bulabilir. Ben, kişilerin kendi ruhlarında illa da yükseleyim hissi varsa, o kişilerin kafalarının daha az çalıştığını vurgulamak istiyorum. Kafası daha az çalışan insan daha cesaretli olur. İşte ingiliz toplumu, ortalama olarak kafası az çalıştığından, cesaretleri de ortalama olarak yüksektir ve akla hayale gelmeyen cesaretlerle yükselmeye çalışmışlar (örneğin okyanusu kayıklarla geçip Amerika’ya ulaşmak gibi) ve içlerindeki eksiklikleri bu şekilde tamamlama yoluna gitmişlerdir. Bundan dolayı yükselmişlerdir. Dikkat ederseniz, tüm ülkelerden kafası çalışan bilim adamlarını kendi ülkelerine götürüp bunların aracılığı ile de başarıyı yakalamışlardır. Kafası az çalışan insanlarda vicdan muhasebesi de eksiktir, bu nedenle acımadan, yükselme uğruna Iraka vs. yerlere saldırmışlardır. Bir cümle kurulurken bile bir mantığı olmalıdır örneğin “Ben bir öğretmenimdir” cümlesi “bir öğretmenimdir ben” şeklinde ikinci bir şekilde vurgulanabilir, bunların dışındakilerde pek mantık yoktur örneğin “bendir bir öğretmen” veya “bir öğretmen bendir” gibi cümlelerde pek mantık yoktur, işte ingilizler “bendir bir öğretmen” i tercih etmişlerdir. Bu tercihten kafalarının da ne kadar az çalıştığını anlamaktayız. “Ankara’ya gittim” sözcüğünü de “gittim Ankara’ya” şeklinde olmak üzere iki şekilde mantıklaştırabiliriz. İngilizler ise bunu “gittim ya ankara” şeklinde söylemektedirler. Ne kadar mantıksız değil mi? İşte kafaları az çalıştığından içlerindeki bu eksiklikleri gidermek için hep yükselmek eğilimi içinde olmuşlar, kafaları az çalıştığından cesarette sınır tanımamışlar, çok zeki insanları ülkelerinde toplayarak bunlardan faydalanmışlar ve bu şekilde yükselmişlerdir ingilizler.
    Saygılarımla
    Tamer Sarıbay

  25. neolakibu

    Tamer’e

    Yazdıklarınız baştan sona tutarsız bir polemikten ibaret. Komplekse gerek yok.

  26. ceren

    bnde solağım çoğu işimi solla yapıyorum ama mouse u sağla kullanıyorum sağla gitr çalyorum sağla iğne tutuyorum 😀 bazen de sinir oluyorum kahveyi hep döküyorum cezvden fincana boşaltırken yada fotoğraf makinesinin tuşunun sağda olması gibi… 😀

  27. nurten beden

    benim de ayağım solaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s