Barbarlar ne kadar içimizde?

Posted On 5 / Haziran / 2007

Filed under Güncel, Kadın

Comments Dropped 6 responses

iran.jpg

Pek çok kez görüşlerine katılmadığım Akşam yazarı Serdar Turgut’un bugünkü (5.6.2007) yazısı cuk oturmuş. Alıntılamaktan kendimi alamadım. Bugün onun her söylediğine katılıyorum.

(Bu arada Lolita konusu bir yana, çok duyarlı ve yetenekli bir yazarın (Nabokov) çok iyi bir edebiyat yapıtı. İçinde harika tasvir bölümleri var. Zaten bir sapığın duygularını okumak kimseyi durduk yerde sapık yapacak değil. Ayrıca kitabın alt başlığından anladığım kadarıyla yasaklanan ve gizlice okunan edebiyat yapıtları arasında Gatsby, Jane Austin ve Henry James de var! 12 Eylül karanlığında bizde de Marksist yazarlar yasaktı. Yine 1980’lerde Nurcuların Risalei Nur külliyatının da ABD’de basılmış Türkçe örnekleri dolaşırdı elden ele. Neyse ki bizde yasaklar Jane Austin’e kadar gitmemişti.

Kimsenin kitabıyla, kalemiyle hatta şimdi hükümetin yaptığı yeni yasayla engellemek istediği internet özgürlüğüyle uğraşılmasına gerek yok.)

…..

 Lolita’yı Okumak

İmam hatipler dışındaki okullarda eğitim gören çocukların ahlakları üstüne laf söyleyen barbarın laflarını okurken, dini resmi ideoloji olarak benimsemiş sistemlerde özgürlüklerin durumuna ve ahlak meselelerine yaklaşımı düşündüm.Ahlak konusunda fazla konuşan insanların dinin arkasına saklanıp nasıl da büyük ahlaksızlıklar yapabildikleri çarpıcı bir gelişmedir.Bu bağlamda Azar Nafisi tarafından yazılmış olan ‘Reading Lolita In Tehran: A Memoir’ adındaki kitabını hatırladım.

Büyük bir entelektüel birikime ve zenginliğe sahip olan İran’da, din rejimi kurulduktan sonra ‘korunma’ yalanının ardına sığınılarak tüm bu entelektüel birikim ayaklar altına alınmak istenmiştir.

Büyük ölçüde başarılı da olunmuştur. Ama bazı insanlar direnişlerini sürdürmeye çalışmaktadırlar. “Tahran’da “Lolita” Okumak”, işte bu tür insanlar arasında yer alan bazı kadınları anlatmaktadır.

2 yıl boyunca her perşembe sabahı yasaklanmış yazarların kitaplarını okuyup tartışmak için evlerde buluşan yedi kadının yaşadıkları anlatılıyor kitapta. Bu bir roman değil, adından anlaşılacağı üzere bir memoir yani hatıra.

Kitap dört bölümden oluşuyor. Bölümlerin ismi ise şöyle: Lolita, Gatby, James ve Austen.

Lolita bölümünün ağırlık noktası cinsellik üzerine gayet tabii ki… Bu kitabın İran sosyal şartlarıyla yakından alakası var biliyorsunuz. Büyük yazar Nobokov’un kitabında, 12 yaşındaki bir kıza seksüel bağımlılık yaşayan bir orta yaşlı adamın hikayesi anlatılır.

Şimdi aranızda ‘bunun yasaklanması normal. Çünkü İslami bir rejimde kitabın konusunun rahatsızlık yaratması doğaldır’ diyenler çıkacaktır. Ancak bu tür rejimlerde kural koyanlar çoğu zaman kendileri hakkında yalan söylerler. İslami rejimlerin bir tür trajedisidir bu. Lolita kitabı, 1979 yılında İslami rejimin kurulmasıyla kızlar için evlilik yaşının dörde indirildiği bir Tahran’da yasaklanmıştır. Bunu da hatırlamak gerekiyor. (abç)

Bu tür çifte standartlar, cinselliğe ve kadına bakışta da kendisini sıkça gösterir. Güya bu sistemler kadını korumak gerekçesiyle onu kıyafetin arkasına saklar, ama bir yandan da bir günlük hatta saatlik evlilik gibi bir tuhaflığın gelişmesine izin verirler. Böylece güya kadının iffetini korurken, ilişkilerin yaşanması için gerekli ortamı sağlarlar.

Bu yalancılık ve çifte standart gerçek yaşamda sıkça ortaya çıkar ve yedi kadın gizlice buluşmalarında yaşanmış olayları da tartışırlar.

“Batı’ya özgü davranışlar” sergilediği iddiasıyla tutuklanıp bakirelik testine zorla sokulan ve sonra da Devrim Muhafızlarınca defalarca tecavüz edilen genç kadının hikayesi de vardır yaşanmışlar arasında.

Kadını korumak genel ilkesi doğrultusunda, bir kadına yapılabilecek akla gelebilecek her türlü iğrençliği yapacaksın, bunun adı da namus, iffet olacak öyle mi?..

Üzerinde düşündüğümüz kitabın adı “Lolita’yı okumak” olmasına bakmayın siz. Bugün Tahran’da Lolita’yı bulup da okuyabilmek mümkün değil tabii. Çünkü medeniyetler dışı rejime göre, klasik ‘Madame Bovary’ kitabında yer alan evlilik dışı ilişkiler bölümleri bile tehlikeli ve yasaklanmış durumda.

Bu tür bir rejimle, bilgi birikimi ve düşünme gücü hayli güçlü olan İran gibi bir medeniyet, geleceğe yürümeye çalışıyor. Bu imkansız tabii… Başta, içleri dolu olan insanlar buna izin vermeyecekler. Düşündüğümüz kitabın kapağında iki kız başlarını eğmiş bir şeyler okuyor.

Siz Lolita kitabını okuduklarını sanıyorsunuz ama fotoğrafın orijinalini bulup görünce aslında okuduklarının ‘Mosharekat gazetesi’ olduğunu görüyorsunuz. Bu, İran’a demokrasi getirmek isteyenlerin görüşlerini yansıtan ve başta gelen reformist gazete.

Yani İran halkı tekrar kendi geleceğine sahip çıkacak ve işin ilginç yanı bunu yine kadınları tarafından yapacak.

İşin acı yönü, bütün bu insanlara örnek olabilecek konumdaki Türkiye’de, ülkeyi bu tür ülkelerin bile gerisine düşürebilecek kafadaki insanların son dönemde çok arttığını görüyoruz. (abç)

Bugünkü hayatımızın temelini atmış bulunan büyük Atatürk’e, düşmanlık almış başını yürümüş durumda.

Ben eminim; İran halkının bir bölümü bile bazı Türklerden daha fazla seviyordur Atatürk’ü ve yaptıklarını.

İran’da çanak antenler yasaklanıyor. Çünkü halkın Türk toplumunun yaşam biçimini görmeleri istenmiyor. Bizim içimizde ülkeyi Vahabilerin Suudi Arabistan’ından bile geri götürmek isteyenler var.Bu insanlar ne yazık ki güçlü pozisyonlardalar da… (abç)İran halkı rejimin baskısından kurtulmaya çalışıyor. Suudi Arabistan’da halkın talebi üzerine sistem yumuşatılıyor.

Atatürk’ün Türkiye’sinde bunun tersini yapıp ülkeyi bu ülkelerin bile arkasına düşürmek isteyen insanlar var.

Ne ayıp ne büyük trajedi bu…

Reklamlar

6 Responses to “Barbarlar ne kadar içimizde?”

  1. Elif

    Lolita’yi, konusuyla birlikte seviyorum ben. :o) Filmi de cok begenmisimdir, kitapla tam tamina es dusmuyor ama baska birsey olarak cok iyi bir film.

    Ben, artik “ornek alinan ulke” olmamizdan biktim. Iran’a ornek, Arabistan’a ornek, ucuncu sinif ulkelere ornek! Ornek de ornek! Degil ornek olmak, ayni satirda bile anilsin istemiyorum Turkiye. Ha, birgun Hollanda’ya, Finlandiya’ya filan ornek oluruz, o baska! :oP

    Los Angeles’da cok Iranli var. Gurbette yasamak baska sey, bir daha donemeyecek sekilde gurbette yasamak bambaska sey. Iran restoranlarina gittigimde, o guzel kadinlari, hos kiyafetleriyle, yakisikli erkekleri ceket-pantalonlariyla seyrederken, hep bunu dusunuyorum. Ben ne sansliyim! Tabii simdilik.

    http://www.elifsavas.com/blog

  2. Erdil

    Sn.Nicomedian cok güzel yakalamissiniz.
    Idama mahkum kadin idam edilecegi sirada hakim sorar bekareti kontrol edildimi.”Eger kadin bakir ise Cennete gidecegi inanci”.Yapilan kontrol de bakir oldugu tespit ediliyor.Durdurun idami önce bekaretini kaybetsin diyor cellada.Dur bu isi ben üstleneyin garanti olsun.Tecavüzden sonra kadin idam ediliyor.
    Aci ama görünmiyen duyulmiyan hakikatler.
    Saygilarla.

  3. Berceste

    4 mü? Bu nasıl bir sapıklıktır yaa?

  4. nicomedian

    İran’a Arabistan’a örnek olabilecekken onların arkasına düşme tehlikesinden söz ediyoruz. Bunda ne sakınca var anlamadım Elif:(
    Sevgili Dilek,
    O da birşey mi? Bir de Muta (mut’a) nikahı diye birşey var İran’da. One night stand yani!
    Erdil beyin dediği gibi acı ama görülmeyen duyulmayan hakikatler. Üç maymunları oynamaktan hala vaz geçmeyenlere, ‘yumma gözün kör gibi’ diyorum… Tabii iyi niyetlilere… Ötekilere birşey söylemeye gerek yok.

  5. Berceste

    Dini gerçekten anlayıp, uygulayabilselerdi, kuralların bu tarz tutumlar içinde yaşayanları düzeltmek için olduğunu anlarlardı! Ne farkı var yaptıklarının İslam’dan önceki yaşam tarzından. Minareyi çalıp, kılıf hazırlamak o zaman bu, başka birşey değil! Burada İranlı arkadaşlar var. Aileleri için, ülkeleri için yanıp tutuşan ama dönemeyen, döndüklerinde çocukları için bir gelecek göremeyen 😦

  6. nicomedian

    Evet evet hırsızlığa, ahlaksızlığa kılıf olarak dini kullanıyorlar. Oysa dinin kökeninde bir ahlak anlayışı var. Din insanı ahlaka davet eder. Şimdi öyle bir noktaya geldik ki insanlar din kisvesi altında ahlaksızlık yapıyor. Tabii haksızlık etmeyelim. Dindar olmayanlar da aynı ahlak yozlaşmasını yaşıyor. Benim bildiğim herkesin bir ahlak anlayışı olması gerekir.İster dindar ister ateist. Öyle bir vahşi kapitalist noktaya geldik ki (adına liberalizm! ya da ‘her koyun kendi bacağından asılır’ diyorlar) kimin eli kimin cebinde belli değil. Bence bizi faşist milliyetçi teröristlerden önce bu ahlak çöküşü yere yıkacak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s