Zenginleşme umudunun partisi AKP

Posted On 26 / Temmuz / 2007

Filed under Güncel

Comments Dropped 5 responses

 “Çetin iş bu memlekette yaşamak; çetin. Sekiz millik alınteri topraktan süprülüp gitmiş, terinizle sulayın diye Tanrı’nın Kendi söylediği topraktan. Bu günah dolu yeryüzünün hiçbir köşesinde dürüst, çalışkan bir kişi kazanç sağlayamaz. Kentlerde dükkân işletenlerdir kazananlar, terlemeden, terleyenlerin sırtından geçinenler. Çok çalışan adam değildir kazanan, çiftçi değildir hiçbir zaman. Bazen şaşıyorum, neden sürdürüyoruz bu işi diye. Yukarıda armağanımız var da ondan, otomobillerini falan götüremeyecekleri yerde onların. Herkes eşit olacak orada ve Tanrı olanlardan alıp olmayanlara verecek.”

William Faulkner, Döşeğimde Ölürken s.99, çev. M. Belge

AKP emekçinin değil umudunu bu partiye bağlayan zenginleşme heveslilerinin partisidir. Herkes zengin olmak ister, demeyin bana sakın. Bir kere herkes zengin olmak istemez. İsteyenler de kolay yoldan değil haklarıyla zengin olmak isteyebilirler. AKP kitlesi ise yarı-eğitimli yığınlardan oluşuyor. Elbette burada çoğunluktan bahsediyorum. Hepsinin eğitimsiz olduğu gibi bir iddiam olamaz zaten. İçlerinde gayet iyi eğitimli ideologlar da var. İki başkan yardımcılarını yakından tanıyorum. Biriyle aynı iş yerinde çalıştım; ötekiyle aynı sınıfta okudum. İstanbul’da oturduğum yörede herkes AKP’li. Kapı komşularım dahil. Yaşam tarzlarını, hayata bakış açılarını yakından biliyorum. Çarşaflıların bile karşı görüşlü insanlara nasıl sempatik davrandıklarını daha önce yazmıştım. AKP tabanının kimi eğitimsiz kırsal kesim halkıyla, kimi eğitimi yarım kalmış esnaflıkla uğraşan, kimi diploma sahibi olmuş ama az gelirli işlerde çalışanlarıyla, bu partide gördükleri gibi sonradan zengin olmak isteyen yığınlar olduğunu söyleyebilirim gördüklerime ve istatistiklere dayanarak. Eğitimsiz yığınlar bu partiyle zenginleşebileceklerini gördüler. Çünkü önlerinde bu partinin yöneticilerinden pek çok örnek var ve kitleye zenginlik ve kurtuluş vaat ediyorlar.

Tabii bu işten açıkça çıkarı olanlar ve bir de kendi kozalarında yaşayan tatlı su solcuları, züppe aydınlar var AKP’ye oy verenler arasında. Her zaman olduğu gibi sesleri çok çıkan ama kerameti kendinden menkul insanlar bunlar. Çoğu Kadıköy’den, Nişantaşı’ndan uzaklaşmayı, çevreye bakmayı ‘kendi insan haklarına’ aykırı bulur ama bunlar da AKP’ye oy verdiler. Sesleri çok çıkıyor çünkü seçimi kazandılar. Ve başladı vur abalıya devri. Oysa solculuk hakkı yenenin yanında olmaktır.

Ben CHP’li değilim. 77’den beri hiç sektirmeden oy kullanırım. Ama şimdiye kadar bir kere bile CHP’ye oy vermedim. Bu seçim dahil en demokrat, en toplumcu bulduğum adaylara oy verdim hep. Bu yüzden CHP’yi savunmak bana düşmez belki ama dediğim gibi solculuk hakkı yenenin yanında olmaktır. Çünkü CHP’nin yüzde 41.5’i bulduğu seçimleri de bugün gibi hatırlıyorum. O zaman herkes Ecevitçiydi. Halkçı Ecevit diye bağırıyordu herkes. O günleri şimdi CHP’ye faşist parti bu, solcu değil, her zaman halka karşı oldu diyenlerin de anımsamasını dilerim. (Televizyonda AKP ideologlarından bir profesör Onur Öymen’e ‘İsmet İnönü faşisttir’ bile dedi.) Toptan karalamalar, geçmişi unutmalar, bugünün güçlüsü kimse ondan yana olmalar mı solcu tavır oluyor yani? Kitle kuyrukçuluğu derdik biz buna eskiden.

Hayır hayır AKP’ye oy veren milyonlarca insanı küçümsemiyorum. Hatta birçoğunu (buna komşularım da dahil) gerçekten seviyorum ve ahbaplık ediyorum. Ama sadece hislerinde samimiyseler. Onların eğitimsiz insanlar olarak refahtan pay almak için AKP’yi seçmekten başka çareleri yok gerçekten. Eğitimsizlikleri kendi suçları da değil. İşte CHP’nin veya sosyal demokratlar ve de kendini aydın sanan, kendine aydın diyen, okuyup yazan insanların her kimseler onların suçu bu: Bu insanlara alternatif götürememek, eğitim olanağı sunamamak, diploma olanağı sunulsa bile bu diplomanın bir işe yaramaması… İşin tuzu biberi olarak CHP’yi, hatta sol adayları da küçümseyip gidip AKP’ye oy atmak.

Şimdi tekerlek kırıldıktan sonra CHP’ye yol gösterenlerin, Baykal’a akıl verenlerin bir de dönüp kendilerine bakması gerekiyor. İnsanları AKP’nin kollarına atmaktan başka ne yaptıklarını düşünmeleri gerekiyor. Bence çözüm AKP’yi sol parti yerine ikame etmekte değil, CHP’yi sarı güllerle donatmak hiç değil (çünkü sarının sarı sendikaların rengi olduğunu biliyoruz ve sarı bir sol istemiyoruz), sivil toplum kuruluşlarını canlandırmakta, gerçekten sosyal politikaları olan gerçekten demokrat örgütlenmeler ve sol bir kitle partisi oluşturmakta.

Çünkü sol parti, tarihsel olarak ve tanım gereği emeğiyle geçinenlerin, alnı ve vicdanı ak olanların partisidir.

Reklamlar

Ak parti değil AKP!

Posted On 15 / Temmuz / 2007

Filed under Güncel

Comments Dropped 7 responses

Gazi Mustafa Kemal Atatürk Meclis’te kara tahta başında ders veriyor…

Tayyip Erdoğan bir daha başbakan olmamalı; haksız mal edinme davası, Albayraklar, akıllı bilet ve İgdaş soruşturmaları sonuçlanmadan. Birçok nedenle, ama en çok bunlardan aklanmadığı, ak olmadığı için. Abdullah Gül cumhurbaşkanı olmamalı. Eşi türbanlı olduğu için değil. Omuzunda Saadet Partisi’nden getirdiği kayıp trilyon davasının vebalini taşıdığı için. Yani aklanmadığı için. AKP iktidar olmamalı. Pekçok nedenle. Ama en çok da; uluslararası sermayenin , ABD’nin neo liberal politikalarının temsilcisi olduğu için. Alın teriyle temiz para kazanan kimsesizlerin kimsesi olmadığı için.

Ben şimdi AKP değil AK bir parti ve temiz adaylar istiyorum.

Radikal

Posted On 13 / Temmuz / 2007

Filed under Güncel

Comments Dropped 8 responses

Doğan görünümlü şahinler

Bugün 14 Temmuz. Radikal gazetesini boykot günü. Çünkü bu gazete basın emekçilerini işten attı. Sendikalaşmaya çalıştıkları için. Bu gazete emeğe saygısız bir gazete. Tüm Aydın Doğan medyasını boykot edenler de var. Türk basınının ağırlıklı bölümüne sahip olan ve şimdi de Sabah grubunu alacağı söylentisi dolaşan Aydın Doğan medyasını…

Aslında ben Radikal okuru sayılmam. İsminden başka radikal bir yanı yok Radikal’in. Başındaki insan (ki Cumhuriyet gazetesinin eski sayfa sekreterlerindendir) çok önceleri sağcı olduğunu söyledi. Küreselleşmeci, özelleştirmeci, liberal piyasacı sermayenin sesi haline gelen basın gibi Radikal’de de bir iki istisna hariç köşe yazarları çoğunlukla bilgisizce ama alabildiğine cüretkar yazılar yazıyor. Sol gösterip sağ vuruyorlar. En solcu geçinenleri bile Süleyman Demirel’in tanışığı olmaktan bahtiyar görünüyor (Bkz. Perihan Mağden). Bu nedenlerle ben bu gazeteyi okumuyorum. Kitap eki günü alıyordum ama artık onu da yapmıyorum. Çünkü kitap ekinde yazanların çoğu edebiyatı bilmiyor. Çok satanları övmekten, reklamcılıktan başka bir şey yapmıyorlar. Ama hala okuyan varsa 14 Temmuz Radikal’i boykot günü. Haber merkezinde sendikalaşarak emeğin hakkını almaya çalışan tam 41 gazeteciyi işten çıkardığı için okurlar bu gazeteyi bugün almayacak.

Basında sendikalaşmaya çalışanları sindirme girişimlerinin ne ilki ne de sonuncusu bu, biliyorum. Basında tekelleşme, tek tipleşme çabaları da sürecek gibi. Yine de umarım bu boykot kimilerine birşeyler anlatır.