Solaklık üzerine I

Posted On 11 / Nisan / 2007

Filed under Bilim, Kişisel, Nöroloji

Comments Dropped 27 responses

   

Bu resme bakarken size garip gelebilir ama benim içim daralıyor, kendimi kötü hissediyorum. Alttaki resim ise rahatlama duygusu veriyor. Neden mi? Çünkü ben bir solağım..   

 

İki resim arasındaki fark şu: Birinci resimde herkesin kullandığı sıradan bir makasla çizgilerin üzerinden giderek kağıt kesiliyor. Çizgiyi görmek imkansız. Çünkü makasın kalın kenarı üstte. Bu yüzden körlemesine kesiyor ve başarısız oluyoruz. Üstelik başparmağınızın acıması ve kağıdın katlanması da cabası… Bunu denemek için siz de sol elinizle makası ters tutarak kağıdı kesmeye çalışabilirsiniz (empati niyetine :o)) Sağ elini kullanan şanslılardansanız makasın bir tarafının ince bir tarafının kalın olduğuna dikkat etme gereği bile duymamış olabilirsiniz… İkinci resimde ise makasın dar tarafı üstte olduğundan neyi kestiğimizi rahatlıkla görebiliyoruz. Neyse ki…Solak insanlar için makas, kalem ucu, kupa gibi eşyalar eskiden yurt dışından getirilirdi; artık bizde de satılıyor. Solak olmayanlar bu gibi eşyalara neden gerek olduğunu sorabiliyorlar. Ancak benim gibi çocuğu ve kendisi solak olanlar, bunların insanı ne çok sıkıntıdan kurtardığını gözleriyle görür, deneyimleriyle bilir zaten. İş tabii eşyalarla bitmiyor. Solaklık sadece eşya kullanımını değil insanın tüm düşünce biçimini etkileyen bir özellik. Bu konudaki okumalarımdan çıkardığım sonuç bu. Bunun da nedeni beynin sağ yarımküresi ile sol yarımküresinin işlevsel açıdan farklı olması. Bilindiği gibi solaklarda baskın olan taraf, beynin sağ yarımküresidir. Çünkü sol eli ve genel olarak vücudun sol yanını sağ beyin yarımküresi kontrol eder. Buna göre sağ beyin yarım küresinin işlevsel özellikleri, solakların tüm düşünme ve iş yapma biçimini de belirliyor. Nöroloji çalışmaları sağ beyin yarım küresinin tümevarımsal düşündüğünü gösteriyor. Solaklar dolayısıyla benim şurada yapmaya çalıştığım gibi parçalardan bütüne doğru bir sentez yaparak düşünmeyi severler. Aslında her iki yarımküre de vazgeçilmezdir elbette. Ancak yine de bireyler arasında yarıküreleri kullanma bakımından önemli farklar var. Okul çocukların yaratıcılığını öldürüyor diyoruz. Bunun nedeni okul öncesi çocukların sol beyin yarıkürelerinin henüz fazla işlenmemiş oluşudur. Sanatsal ifade ise sağ yarımkürenin fonksiyonudur. Okul eğitimi özellikle düzen ve sıralama gibi özellikler üzerinde durarak sol beyni geliştirir. “Söyleyebilmiş olsaydım, dansla ifade etmek zorunda kalmazdım” demiş Isadora Duncan. Beyin yarıküreleri arasındaki işlev farkını çok iyi gösteriyor bu söz bana kalırsa.

**

Bazen farklı düşünme biçimlerinin insanlar arasındaki görüş ayrılıklarının asli sebeplerinden biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü farklı düşünme biçimi bakış açısı farklılığına yol açıyor. Belki çok fazla tümevarım gibi duracak ama bunun bir kademe üstüne sıçrarsak, Doğu dünyası ile Batı dünyası arasında da bu tür bir yaklaşım ve düşünme biçimi farkı olduğunu sanıyorum hatta gözlüyorum ben.  Bu konuyu da bu yazının ikinci bölümünde ele almak istiyorum.

Reklamlar